<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>SAĞLIK</title>
                  <link>http://aktuelgazete.com/saglik</link>
                  <description>En güncel SAĞLIK Haberleri. Son dakika SAĞLIK haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>'Rahin Ağzı Kanseri İçin Erken Teşhis Çok Önemli!'</title>
                                <description><![CDATA[Alanında uzman isimlerin katıldığı seminerde rahim ağzı kanserinin önlenebilen bir hastalık olduğu belirtilerek
 erken teşhisin önemine vurgu yapıldı.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Beylikdüzü Belediyesi, Rahim Ağzı Kanseri farkındalık ayı nedeniyle ‘Rahim Ağzı

Kanseri ve Korunma Yöntemleri’ semineri düzenledi. Alanında uzman isimlerin
katıldığı seminerde rahim ağzı kanserinin önlenebilen bir hastalık olduğu belirtilerek
korunma yöntemleri ve erken teşhisin önemine vurgu yapıldı.
Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, Rahim Ağzı Kanseri farkındalık ayı dolayısıyla ‘Rahim
Ağzı Kanseri ve Korunma Yöntemleri’ semineri düzenledi. Beylikdüzü Kent Konseyi ve Beylikdüzü
Medicana International Hastanesi iş birliğiyle düzenlenen seminerde; Prof. Dr. Petek Balkanlı, Prof. Dr.
Füsun Tokatlı, Psikolog Zozan Başçı ve Diyetisyen Yıldız Melek Aksoylu, rahim ağzı kanseriyle ilgili
katılımcıları bilgilendirdi. Rahim ağzı kanserinin önlenebilen bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Petek
Balkanlı “Tarama yöntemleri ve erken tanı alındığında hastalığa bağlı ölüm oranları büyük oranda
azaltılabiliyor. Belirtileri gördüğünüz anda hemen bir uzmana başvurun. Günümüzdeki gelişmiş tarama
testleri ile bu riski en aza indirebiliyoruz” diyerek erken teşhisin önemine dikkat çekti.
Rahim Ağzı Kanseri ve Korunma Yöntemleri Anlatıldı
Tarama test ve işlemlerin basit ve ağrısız olduğunu söyleyen Prof. Dr. Füsun Tokatlı ise erken dönemde
başlanılan tedaviyle kesin sonuç alınabildiğini ve başka bir ek tedaviye ihtiyaç kalmadığını ifade etti. İleri
aşamada rastlanılan kansere karşı ise kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemlere başvurulduğunu belirten
Tokatlı, kadınlara kontrollerini düzenli yaptırmaları konusunda uyarılarda bulundu. Kadınların, kanser teşhis
ve tedavisi sırasında yaşadığı psikolojik zorluklara dikkat çeken Psikolog Zozan Başçı ise süreç boyunca
alınacak desteğin ve tedavinin, hastalığın iyileşmesinde büyük rol oynadığını ifade etti. Diyetisyen Yıldız
Melek Aksoylu ise sağlıklı beslenmenin önemini vurgulayarak beslenme içerikleri konusunda önerilerde
bulundu.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/rahi-1675604894.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/rahi-1675604894.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/rahi-1675604894.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/rahi-1675604894.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/rahin-agzi-kanseri-icin-erken-teshis-cok-onemli-4390</link>
                                <pubDate>Sun, 05 Feb 2023 16:46:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ÜNLÜ DOÇ. DR. FATMA TUĞBA GÜNAY İNSÜLİN DİRENÇLİ BİREYLERİ UYARDI!</title>
                                <description><![CDATA[Dr. Fatma Tuğba Günay ‘’İnsülin Dirençli Bireylerde Diyetin Bilinmeyenlerini’’ Anlattı.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Ödüllü Doç. Dr. Fatma Tuğba Günay uzun zamandır başarılarıyla gündemden düşmüyor. Ünlü isimlerin en çok tercih ettiği Doç. Dr. Fatma Tuğba Günay; ‘’ Toplumda doğru bilinen o kadar çok yanlış var ki… Her okuduğumuza, her izlediğimize inanmamak gerekiyor. Öncelikle insan anatomisi çok farklıdır. Birçok test aşamasından geçmek gerekir. Metabolizmanın düzeninden tutun insülin direncine kadar her şey titizlikle test edilip en uygun ve en sağlıklı yol çizilmeli’’ dedi.
 

Doç. Dr. Fatma Tuğba Günay; ‘’İnsülin direnci vücudun yeteri kadar insülin üretip etkili olarak kullanamamasıdır. Hücrelere yeteri kadar glikoz gitmez, kullanım olmaz ve kandaki glukozu yükseltip gizli şekerin doğmasına neden olur. Zamanla da tip 2 diyabete dönüşür. İnsülin direncinde organlarda hastalık ve bozukluk oluşmaması adına erken teşhis çok önemlidir. Yüksek kan glukozu, zamanla sinirlere kan damarlarına zarar verir, kalp hastalığı, felç, körlük, böbrek yetmezliği, alt ekstremite amputasyonu gibi komplikasyonlara yol açar’’ diyerek bilgilendirdi.
 

İnsülin direnci nedenleri nelerdir?
Aşırı kilo ve obezite, fiziksel hareketsizlik, uyku düzensizliği, genetik etmenler, fruktoz, inflamasyon, bağırsak mikrobiyotası.


Doç. Dr. Fatma Tuğba Günay; İnsüline dirençli olup olmadığınızı nasıl anlarsınız? 
Yüksek açlık insülin seviyeleri bu durumun güçlü göstergelerindendir. Homa-ır denilen kan testi yapılıp kan şekeri ve açlık insülin seviyeniz ile insülin direncinizi belirler. Homa-ır değeriniz yüksekse insülin direncine sahipsinizdir.
 


İnsülin direncini azaltmanın yollarını açıklayan Doç. Dr. Fatma Tuğba Günay; ‘’Egzersiz yapın, bel çevresi ve karın çevresini inceltin, kaliteli beslenin, kilo probleminiz olmasa bile muhakkak bir beslenme uzmanına başvurun. Daha sağlıklı beslenme yolları konusunda destek alınız. Kaliteli ve düzenli uyuyun, stresten uzak durun, kan bağışı yapın’’ diyerek önemli bilgiler verdi.
 


Doç. Dr. Fatma Tuğba Günay; Sizin uyguladığınız hızlı kilo kaybını hedefleyen flash diyet programını insülin dirençli bireyler uygulayabilir mi? Sorusuna açıklık getirerek şunları söyledi;

‘’Ben tüm programlara başlarken kesinlikle hasta ve danışanlarımdan beslenme öykülerini, kan tahlillerini, kronik hastalıklarını, tüketemedikleri besinleri içeren bir form doldurmalarını istiyorum. Bu form bireyleri tanımamı sağlıyor, sonra görüntülü konuşma yapıyoruz, konuşup birlikte plan yapıyoruz, konuşma sonrası size özel bir alışveriş listesi oluşturuyorum, bu listeyi temin edince sürecimiz başlıyor. Flash diyet 10 günlük bir program ve her gün için farklı bir diyet olmak üzere 10 farklı diyet ten oluşuyor. İnsülin direnci kilo verdikçe düşer, tabiki kastettiğimiz sağlıklı bir kilo verme. Bu program bireye göre oluştuğu için tamda insülin direnci olan bireylere göre aslında, kesinlikle denemeleri gerekir, kendilerindeki olumlu yöndeki değişimleri göreceklerdir.’’


Doç. Dr. Fatma Tuğba Günay kimdir?
Beslenme ve diyetetik bölümünü bitirdikten sonra, masterimi tamamladım. Alman hastanesi basta olmak üzere birçok hastanede görev alıp en son kendi kliniğimi kurdum.
2020 yılında iki kez üst üste yılın en iyi diyetisyeni ödülünü aldım, şu an bir televizyon kanalında Doç. Dr. Fatma Tuğba Günay ile diyetin sırları adli programı sunmaktayım. Ne kadar sağlıklı beslenseniz de kaçamak yapmadan duramıyorsanız, günün belirli saatlerinde tatlı bir uyku hali oluşuyorsa insülin direnci yaşıyor olabilirsiniz.


@diyetisyentugbagunay @isogkgz
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/img_20230221_115246-1676975321.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/img_20230221_115246-1676975321.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/img_20230221_115246-1676975321.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/img_20230221_115246-1676975321.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/unlu-doc-dr-fatma-tugba-gunay-insulin-direncli-bireyleri-uyardi-4441</link>
                                <pubDate>Tue, 21 Feb 2023 13:25:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kırık sonrası yapılması gerekenler, tedavisi ve iyileşme süreci</title>
                                <description><![CDATA[Yüzyılın felaketini yaşadığımız bugünlerde ülke olarak hepimiz büyük acılar içindeyiz. Deprem esnasında düşmeye bağlı ya da enkaz altından çıkarılan depremzedelerin büyük çoğunluğunda kemik kırıkları oluştu.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yetişkin bir insan vücudunda toplam 206 adet kemik bulunuyor. Bu kemikler vücudumuzun iskeletini oluşturup, bulundukları bölgelere göre çeşitli görevler üstleniyor. Bazı kemiklerimiz ayakta dik durmamızı ve hareket etmemizi sağlarken, kafatası ve göğüs kafesi gibi bazı kemiklerimiz ise beyin, kalp ve akciğerler gibi hayati önem taşıyan organlarımızı korumakla görevlidir. Vücudumuzdaki kemikler uzun, kısa ve yassı kemikler olarak üç gruba ayrılıyor. Yapısal olarak birbirlerine benzemekle birlikte farklı oldukları yönleri de bulunuyor. Kırık dediğimizde, kemik dokunun bütünlüğünün bozulmasından bahsediyoruz. Bu bozulma, bulunduğu kemiğin yerine, şekline, hastanın yaşına, travmanın şekline ve büyüklüğüne bağlı olarak değişebilir.

Kemik kırıkları sonrasında yapılması gerekenler, tedavisi ve iyileşme süreci hakkında bilgiler aktaran Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezinden Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları anlattı.

 

Genel olarak kırıklar 4 ana grupta incelenebilir

 

Genel olarak kırıkların 4 ana grupta incelendiğini kaydeden Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları söyledi:

 

1-Kısmi kemik kırıklarında, kemiğin bütünlüğü kısmen bozulmuş, ama kemik hala bütündür. Çatlak olarak bile tanımlanabilir.

2-Basit kemik kırıklarında, kemik bütünlüğü bozulmuş, kemik iki parçaya ayrılmış, fakat kırık uçları birbirine yakındır. Yumuşak dokuda minimal zarar vardır.

3-Açık kemik kırıkları, en tehlikeli gruba girmektedir. Kemiğin kırılan uçlarından biri ya da her ikisi çevre yumuşak dokuları yırtarak cilt yüzeyine çıkmıştır.

4-Parçalı kemik kırıklarında, kemik birden fazla yerden kırılmıştır.

 

Kırık sonrasında ilk yardım nasıl yapılır

 

Kemik kırığındaki belirtilere bakacak olursak, kırığın yerine ve şekline bağlı olarak farklılıklar gösterse de, genel olarak hareketle ve hareketsizken oluşan şiddetli ağrı, bölgesel şişlik, ödem, kanama, ısı artışı ve şekil bozukluğu gibi belirtilerdir. Kırığın tam teşhisinin konulabilmesi için röntgen ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinden faydalanılabilir. Genellikle kırıklar, röntgen görüntüleriyle tespit edilebilirken, daha küçük kemiklerde bulunan bazı kırıklar sadece bilgisayarlı tomografide görüntülenebilmektedir.

Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, bir kaza esnasında kırık durumundan şüpheleniliyorsa, ilk yardım olarak yapılabileceklere dair şunları belirtti:

1-Öncelikle hastayı kıpırdatmamak gerekir, sonrasında eğer birkaç bölgede kırık olmasından şüpheleniyorsak, ilk olarak hayati tehlike oluşturabilecek kırığa müdahale etmek gerekir.

2-Açık kırık varsa, kan kaybını engellemek ve enfeksiyon riskini azaltmak için üzeri bir bezle kapatılmalıdır.

3-Uzun kemik kırıklarında, kemik doku alttan ve üstten tahta ya da sert karton gibi ortamda hangi materyal bulunabilirse onunla sabitlenerek sarılmalıdır.

4-El, kol, bacak gibi kırıklarda sabitleme yapılırken, parmaklar sargı dışında bırakılarak parmak ucundaki renk değişimleri ile dolaşımın durumu gözlenmelidir.

5-Hasta mümkün olan en kısa sürede, mümkünse ambulansla sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

 

Kırık tedavisi ve iyileşme süreçleri nasıl oluyor

 

Kırık tedavisi ve iyileşme süreci hakkında bilgiler veren Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Kırığın tedavisinde öncelikli olarak, kırığın olduğu kemiğin yeri, kırığın şekli ve büyüklüğü görüntüleme yöntemiyle tespit edilir. Kırık uçları ayrışmamışsa, basit alçılama yöntemiyle tedavi edilebilmektedir. Eğer, ayrışma var fakat kapalı olarak yerine oturtulabilecek seviyedeyse, kırık uçları birbirine temas ettirilerek yine alçılama yöntemi uygulanır. Açık kırıklar ve parçalı kırıklarda çoğunlukla cerrahi gerekmektedir. Bu durumda ameliyatlarla doku açılarak kırık uçları bir araya getirilir ve çivi ya da plakalar yardımıyla kemikler birbirine tutturulur tekrar dokular dikilerek kapatılır. Sonrasında ameliyat edilen kemik dokusu etrafında atelleme yapılır. Kırığın iyileşme süreçleri, kemiğin yapısına ve kırığın şekline bağlı olarak değişiklik göstermekle beraber ortalama 6 ile 8 hafta arasında değişmektedir. Bu süre kemiğin büyüklüğüne göre artıp azalabilir.” dedi.

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/g%C3%B6rs-1677349352.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/g%C3%B6rs-1677349352.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/g%C3%B6rs-1677349352.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/02/g%C3%B6rs-1677349352.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/kirik-sonrasi-yapilmasi-gerekenler-tedavisi-ve-iyilesme-sureci-4445</link>
                                <pubDate>Sat, 25 Feb 2023 21:13:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Türk İmmunologlar "STAT6 Fonksiyon Kazanımı Hastalığı"na Tedavi Buldu</title>
                                <description><![CDATA[Prof. Dr. Safa Barış ve ekip arkadaşları, kalıtsal bir bağışıklık hastalığı olan ve ciddi alerjik problemlere yol açan “STAT6 Fonksiyon Kazanımı Hastalığı”na neden olan STAT6 GOF mutasyonunu tanımlayarak tedavi geliştirdiler.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Haber: Meltem Suzan ZEKİ

TÜRK İMMÜNOLOGLARDAN BİLİM DÜNYASINA KATKI

Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Safa Barış ve ekip arkadaşları, immünolojide önemli bir buluşa imza attılar. Araştırmacılar kalıtsal bir bağışıklık hastalığı olan ve ciddi alerjik problemlere yol açan “STAT6 Fonksiyon Kazanımı Hastalığı”na neden olan STAT6 GOF mutasyonunu tanımlayarak, tedavi geliştirdiler. Tedavinin olumlu sonuçları alerjide umut ışığı oldu. 

Bağışıklık sisteminin sadece az çalışması hastalık yapmaz. Abartılı çalışması da hastalık yapar ki alerjik hastalıklar bu şekilde ortaya çıkar. Doğuştan gelen bağışıklık hataları, şiddetli alerjik hastalıklar da dahil olmak üzere çok sayıda bağışıklık düzensizliğine neden olur. Hayat kalitesini düşüren ve yaşamı zorlaştıran alerji gibi bağışıklık problemlerine neden olduğu düşünülen “STAT6 Fonksiyon Kazanımı Hastalığı”nın Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Üyesi Prof. Dr. Safa Barış ve ekip arkadaşları tarafından tanımlanmasının ardından, bu bulguların alerji gibi birçok bağışıklık hastalığının kaynağına da ışık tutacağı düşünülüyor. 

 

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji-İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Safa Barış ve ekip arkadaşları, TÜBİTAK’tan Uzm. Dr. Altan Kara ve Harvard Medical School’dan Prof. Dr. Talal Chatila ve ekibinin bu ortak çalışmaları ile yeni bir hastalığın oluşum mekanizması ve tedavisi literatüre kazandırıldı. Yeni tanımlanan bu hastalıkta şiddetli atopik dermatit, eozinofil değeri yüksekliği ve yüksek IgE değerleri görülebiliyor. Kanda bu değerlerin yüksekliği görülen ve STAT6 teşhisi konulan bir çocukta, ekip tarafından geliştirilen tedavinin uygulanmasıyla hastalığın gerilediği gözlendi. 

STAT6’dan etkilenen bireylerde ağır alerjik hastalıklar saptandı



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Literatürde ilk defa tanımlanan bu hastalık modelinde, etkilenen bireylerde ağır alerjik hastalıklar saptandı. Dr. Safa Barış ve ekibi, bu şikayetlere sahip bir aileye tüm ekzom dizileme uygulayarak STAT6 geninde önemli bir mutasyonu ortaya çıkardı. Yapılan ayrıntılı analizlerde bu mutasyonun STAT6 proteininde normalden fazla çalışmaya neden olduğu görüldü. İzleyen çalışmalarda STAT6 protein aktivitesinin JAK inhibitörleri ile azaltılmasının şikayetlerde tamamen düzelmeye yol açarak hastalık kontrolünün sağlandığı görüldü. 

 

Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Üyesi Prof. Dr. Safa Barış ve ekip arkadaşları ile bu buluşa katkısı bulunan tüm bilim insanlarını başarılarından dolayı kutladığını ifade eden Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Dilşad Mungan, “Başta Prof. Dr. Safa Barış olmak üzere Prof. Dr. Ahmet Özen, Prof. Dr. Elif Karakoç Aydıner, Prof. Dr. Deniz Yücelten, Prof. Dr. Leyla Cinel, Doç. Dr. Emine Bozkurtlar, Uzm. Dr. Sevgi Bilgiç Eltan, Uzm. Dr. Royala Babayeva, Uzm. Dr. Asena Pınar Sefer, Uzm. Dr. Melek Yorgun Altunbaş ve Yüksek Lisans öğrencisi Mehmet Cihangir Çatak’ı bu önemli başarı için tebrik ediyorum. Literatüre çok değerli bir buluş kazandırdılar. Başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.

İmmün yetmezlik alanında çok saygın bir yere sahip olan ''Journal of Allergy and Clinical Immunology'' dergisinde yayınlanan bu çalışmanın detaylarına https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36758835/ linkinden ulaşmak mümkün.

Aynı merkez daha önce Chaple Sendromunu bilim dünyasına kazandırmıştı

Daha önce de yine Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji İmmünoloji Bilim Dalı’nda Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Ahmet Oğuzhan Özen, çocukluk çağının ölümcül sonuçlar doğurabilen hastalığı Chaple Sendromunu literatüre kazandırmıştı. Hastalığın hem teşhisini hem tedavisini bulan Prof. Dr. Ahmet Oğuzhan Özen bu buluşla, Avrupa İmmünoloji Dernekleri Federasyonu (EFIS)’nun yarışmasında “EFIS Publication Award’ ödülüne layık görülmüştü.

Chaple hastalığı nedir?

Chaple hastalığı olan çocuklarda en fazla bağırsak yakınmalarıyla birlikte; kusma, ishal, karın ağrıları, bağırsak bozuklukları görülürken bu hastalık çocuklarda beraberinde büyüme geriliği de yaratıyor. Prof. Dr. Ahmet Oğuzhan Özen hastalıkla ilgili, "Bu hastalık nedeniyle çocuklar büyüyemiyor, gelişemiyorlar. Mineral ve vitamin eksiklikleri ortaya çıkıyor. Kansızlık ortaya çıkıyor. Bu çocuklar albümin eksikliği nedeniyle gözlerinde bacaklarında, kollarında şişlikler nedeniyle hastaneye başvuruyorlar. Bu çocuklara albümin dediğimiz bir tedavi uyguluyoruz. Hastalık genelde ilerleyen yaşlarda daha ağır bir hal alıyor. Küçük çocuklarda daha çok büyüme geriliği, ishal gibi olurken büyük çocuklarda damar tıkanıklıkları, bağırsak tıkanıklıkları, cerrahi gerektiren şiddetli bağırsak düğümlenmeleri de görebiliyoruz” demişti. 

Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Hakkında:

Ülkemizde alerji ve immünoloji alanında kurulan ilk dernek olan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD), erişkin- çocuk alerji ve klinik immünoloji uzmanlarını bir çatı altında toplamaktadır. Alerji ve Klinik İmmünoloji biliminin ve hizmetinin ülkemizde gelişimine katkı sağlamayı ve alerjik – immünolojik hastalıklar konusunda toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefleyen AİD, uluslararası katılımlı kongre ve bilimsel toplantılar gerçekleştirerek branş hekimlerinin ve ilişkili sağlık personelinin en yeni bilgiler ile güncellenmesi sağlanmaktadır. Uluslararası bilimsel kurumlarla (AAAAI, EAACI, SIAF, WAO) iş birliği yapan dernek bu iş birliklerinin ışığında uluslararası kurumların düzenlediği kongre ve kursları ülkemizde başarıyla gerçekleştirmiş, ülkemizi başarıyla temsil ederek biliminin ilerlemesine önemli bir katkı sunmuştur. Yine farkındalık yaratma misyonuyla öne çıkan dernek, üyeleri için bilimsel toplantılara katılımı için maddi destek sağlamakta dernek üyeleri dışında da bedelsiz bir şekilde kurs ve okul şeklinde çeşitli eğitim toplantıları düzenlenmektedir.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/turk-immunologlar-bulus-saglik-aktuel-gazete-haber-1678564915.png</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/turk-immunologlar-bulus-saglik-aktuel-gazete-haber-1678564915.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/turk-immunologlar-bulus-saglik-aktuel-gazete-haber-1678564915.png"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/turk-immunologlar-bulus-saglik-aktuel-gazete-haber-1678564915.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/turk-immunologlar-stat6-fonksiyon-kazanimi-hastaligina-tedavi-buldu-4472</link>
                                <pubDate>Sat, 11 Mar 2023 22:45:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kızılay, Depremden Etkilenen 70 Bin Kişiye Psikolojik Destek Sağladı</title>
                                <description><![CDATA[Depremden en fazla etkilenen illerde psikososyal ekipleriyle çalışmalar yürüten Kızılay, yaklaşık 70 bin kişiye psikolojik destek verdi. Kızılay psikologları özellikle kadınlar ve çocuklarla afet travmasının atlatılmasına yönelik çalışmalar yapıyor. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[HABER: Meltem Suzan ZEKİ

Depremden en fazla etkilenen illerde psikososyal ekipleriyle çalışmalar yürüten Kızılay, yaklaşık 70 bin kişiye psikolojik destek verdi. Kızılay psikologları özellikle kadınlar ve çocuklarla afet travmasının atlatılmasına yönelik çalışmalar yapıyor.

KIZILAY PSİKOLOGLARI GÖRÜNMEZ YARALARI SARIYOR 

Büyük Kahramanmaraş depreminin ardından 6 şehirde kurulan psikososyal destek çadırlarında çalışmaya başlayan Kızılay psikologları, afetin ardından yaşanan ruhsal yaralanmalara “ilk yardım” yapıyor. Kızılay uzmanlarının liderliğinde, gönüllü psikolog ve psikolojik danışma ve rehberlik uzmanları, çalışmalarını daha kırılgan olan çocuklar ve kadınlar üzerinde yoğunlaştırıyor. Ekipler, bugüne kadar yaklaşık 70 bin kişiye psikolojik destek sağladı. Kızılay psikologları, afetzedelerin zorunlu olarak taşınmak durumunda kaldığı illerde de benzer çalışmaları hayata geçirmeye hazırlanıyor. 

Kızılay bir yandan da Türkiye Afet Müdahale Planına (TAMP) göre kendisine verilen ana görev alanı olan beslenme grubundaki çalışmalarını da geliştirerek sürdürüyor. Kızılay ve Kızılay’ın koordinasyonundaki Afet Beslenme Platformu üyesi kurum ve kuruluşlar bugüne kadar yaklaşık 150 milyon kişilik sıcak yemek çıkartarak afetzedelere ulaştırdı.  

Afet Beslenme Platformu üyeleri hizmetlerini 5 Aşevi, 86 ikram aracı, 355 mobil mutfak, 49 mobil fırın, 22 sahra mutfak ile gerçekleştiriyor. Bunların yanı sıra 6 ilde 8 mobil sağlık aracıyla 9.651 afetzede muayene edilirken 15.161 afetzedeye ilaç desteği verildi.

Kızılay, afet bölgesinden 71 farklı ile tahliye edilen 1.726.496 kişiye yardım eli uzatmak için; giyim, battaniye, mutfak malzemesi, yatak, kuru gıda, hijyen malzemesi, temizlik malzemesi, gıda kolisi, sağlık malzemesinin de aralarında bulunduğu 3.5milyon/kişilik yardım malzemesi dağıttı. 

Kızılay, vatandaşların gıda ve tüketim ürünlerine daha kolay ulaşabilmeleri için 13 sosyal market açarak bu marketlerdeki ürünleri depremzedelere ücretsiz olarak dağıtıyor. Çadırkent ve merkezi noktalara yakın bölgelerde açılan marketlerden bu zamana kadar yaklaşık 245 bin afetzede yararlanıp ihtiyaçlarını ücretsiz şekilde karşıladılar.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/kizilay-meltem-suzan-zeki-psikolojik-destek-1678762874.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/kizilay-meltem-suzan-zeki-psikolojik-destek-1678762874.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/kizilay-meltem-suzan-zeki-psikolojik-destek-1678762874.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/kizilay-meltem-suzan-zeki-psikolojik-destek-1678762874.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/kizilay-depremden-etkilenen-70-bin-kisiye-psikolojik-destek-sagladi-4483</link>
                                <pubDate>Tue, 14 Mar 2023 05:45:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Sağlık sektörü Expomed Eurasia Fuarında buluştu!</title>
                                <description><![CDATA[Türkiye'nin sağlık sektöründe üretim potansiyelini sergilediği Expomed Eurasia fuarı kapılarını açtı. Fuarda bu yıl, sağlık sektöründe küresel oyuncu haline gelen Türk şirketleri yeni ürünleri ile boy gösterecek.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Pandemi sonrası normalleşme sürecinde sektöre yön veren şirketler 2023 yılı için geliştirdikleri yeni
ürünleri dünya pazarlarına sunmak adına önemli bir fırsat olarak değerlendirdiği Expomed Eurasia’ya bu
yıl 120 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi gelmesi hedefleniyor.
 
GIDA TAKVİYELERİNDE BÖLGE LİDERLİĞİNİ PEKİŞTİRİYORUZ
 
Expomed Eurasia Fuarı'nın en eski katılımcıları arasında yer alan Aksuvital, bu yıl Türkiye'nin gıda
takviyesi ürünleri ihracatında bölge liderliğini pekiştirirken, AB ülkeleri başta olmak üzere yeni pazarlara
açılmayı hedefliyor. Aksuvital Doğal Ürünler Gıda San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yunus
AKSU, gıda takviyesi alanında en büyük rakiplerinin ABD, İngiltere ve Almanya merkezli şirketler
olduğunu belirterek "Bu yıl öncelikli olarak ABD, AB ülkeleri ile Uzak Doğu ülkelerine daha fazla satış
yapmak istiyoruz" dedi.
 
HEDEF 6 MİLYON DOLARLIK İHRACAT
 
Türkiye'nin gıda takviyesi ürünleri konusunda çok önemli ham madde kaynaklarına ve yetişmiş insan
gücüne sahip olduğunu belirten Yunus AKSU şu bilgileri verdi: "İmmun sistemini güçlendiren her yaş
grubundan insanı, hastalıklara karşı daha dirençli hale getiren doğal ürünlere ağırlık verdik.35 yıldır
Koruyucu Hekimliğin izinde; Apiterapi, Fitoterapi, Aromaterapi ürünleri alanında Türkiye’de son derece
başarılı çalışmalar sürdürüyoruz.
Bugün 600 m 2 ’lik AR-GE Merkezi ile birlikte toplamda 23.500 m 2 üretim alanıyla dünyada 5 kıtada 93
ülkeye ulaşarak İbn-i Sina’nın reçeteleriyle insan sağlığına katkı sağlıyoruz; Aksuvital çatısı altındaki
Shiffa Home, Softem, Natural Hekimce, Eznevita markalarına ait toplam 400 farklı ürün ile Türkiye'de
40.000 satış noktasına ulaştırıyoruz.
Bu yıl ise Expomed Eurasia Fuarı ile ihracat hedefimizin 6 milyon doları aşacağına inanıyorum" 
 
GIDA TAKVİYELERİNİN ÖNEMİ YENİ YENİ ANLAŞILIYOR
 
İç pazarda gıda takviyesi satışlarının pandemi sonrası arttığına dikkat çeken Aksuvital Yönetim Kurulu
Başkanı Yunus AKSU, özellikle Omega, Kolajen, Biotin, Magnezyum, B12, D3&K2 vitamini içeren
ürünlerin yetişkinleri daha iyi hissettirdiğini ve çocuklar için üretilen Omega 3 Şurubu'nun çocukların
fiziksel büyüme/zihinsel gelişimine katkı sağladığını aileler tarafından yeni keşfedildiğini belirtti.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/aksu-1678994605.png</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/aksu-1678994605.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/aksu-1678994605.png"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/aksu-1678994605.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/saglik-sektoru-expomed-eurasia-fuarinda-bulustu-4494</link>
                                <pubDate>Thu, 16 Mar 2023 22:18:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Estetik Diş Protez Laboratuvarı “Made in Turkey” Etiketini Avrupa’ya Taşıdı</title>
                                <description><![CDATA[Estetik Diş Protez Laboratuvarı, yurt içinde 1997 yılından bu yana koruduğu ürün kalitesini IDS 2023 fuarı sayesinde “Made in Turkey” etiketini Avrupa’ya taşıma fırsatını elde etti.  ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[HABER: Meltem Suzan ZEKİ

Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde faaliyet gösteren Özel Estetik Çok Amaçlı Diş Protez Laboratuvarı, bu yıl 38’inci kez kapılarını aralayan IDS 2023 fuarına katıldı.

14-18 Mart 2023 tarihleri arasında Almanya’nın Köln şehrinde gerçekleştirilen ve dental sektörün lider fuarlarından biri olan IDS 2023 fuarının Türkiye milli katılım organizasyonu, bu yıl da İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından yürütüldü.

Dental sektörde ihracat için büyük bir önem taşıyan IDS 2023 fuarına Türkiye’den, milli katılımla 10, bireysel katılımla ise 44 firma olmak üzere toplam 54 firma katıldı. Dental malzeme ve ekipmanlar sektöründe faaliyet gösteren ihracatçı firmalar arasında bulunan Tekirdağ Estetik Diş Protez Laboratuvarı da ekibiyle birlikte IDS 2023 fuarında yerini aldı.



İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin birçok ilindeki kamu kuruluşlarına protez diş hizmeti veren ve üretimdeki kalitesi ile ülke çapında adından başarıyla söz ettiren Estetik Diş Protez Laboratuvarı, dünya dental sektöründe Türkiye’yi temsil etmek ve müşteri kitlesini genişleterek ekonomiye katkı sağlamak gayesiyle katıldığı fuarda, 4 gün boyunca yüzlerce ziyaretçiyi standında ağırladı.

Sektörel anlamda Türkiye’nin en yüksek kapasiteli dental tesisi olmasının yanı sıra Tekirdağ ilinde 400 kişiye istihdam sağlayan Estetik Diş Protez Laboratuvarı, yurt içinde 1997 yılından bu yana koruduğu ürün kalitesini IDS 2023 fuarı sayesinde “Made in Turkey” etiketini Avrupa’ya taşıma fırsatını elde etti.  Firmanın standını Almanya başta olmak üzere çeşitli ülkelerden çok sayıda diş hekimi ziyaret ederek ürünler hakkında bilgi aldı.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/tekirdag-estetik-dis-laboratuvari-koln-ids-fuari-haber-almanya-meltem-suzan-zeki-1679192992.jpeg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/tekirdag-estetik-dis-laboratuvari-koln-ids-fuari-haber-almanya-meltem-suzan-zeki-1679192992.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/tekirdag-estetik-dis-laboratuvari-koln-ids-fuari-haber-almanya-meltem-suzan-zeki-1679192992.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/03/tekirdag-estetik-dis-laboratuvari-koln-ids-fuari-haber-almanya-meltem-suzan-zeki-1679192992.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/estetik-dis-protez-laboratuvari-made-in-turkey-etiketini-avrupaya-tasidi-4505</link>
                                <pubDate>Sun, 19 Mar 2023 05:24:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Mental sağlık, fiziksel sağlık kadar önemli</title>
                                <description><![CDATA[Her 8 kişiden 1’i mental hastalıkla baş ediyor]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Her 8 kişiden 1’i mental hastalıkla baş ediyor

 

Bireyin bilişsel süreçlerinde, duygu düzenlemesinde veya davranışlarında meydana gelen aksaklıklar mental sorunları doğuruyor. Genellikle bireylerin işlevselliğine zarar veren ve hayatının önemli alanlarında sıkıntılar yaşamasına neden olan mental sağlığın fiziksel sağlık kadar önemli olduğunun altını çizen Hiwell Online Terapi Platformu’ndan Psikolog Can Anarat, “Mental sağlık sorunlarının, kişinin yaşam kalitesi ve işlevselliği üzerinde birçok olumsuz etkisi bulunuyor. Bu nedenle Mental Sağlık Farkındalık Ayı, toplumun bilinçlenmesi ve mental sağlık sorunlarına sahip kişilerin gereken desteğe ulaşabilmesi için çok önemli” dedi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/ruh-sagligi-neden-onemli_1660666869-1683277021.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/ruh-sagligi-neden-onemli_1660666869-1683277021.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/ruh-sagligi-neden-onemli_1660666869-1683277021.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/ruh-sagligi-neden-onemli_1660666869-1683277021.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/mental-saglik-fiziksel-saglik-kadar-onemli-4720</link>
                                <pubDate>Fri, 05 May 2023 11:53:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ŞEKER TÜKETİMİNİ AZALTAN 10 ETKİLİ ÖNERİ!</title>
                                <description><![CDATA[Meyvelerin üzerine tarçın serpiştirin Ürünlerin etiketlerini mutlaka okuyun!]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Meyvelerin üzerine tarçın serpiştirin!

 

Ürünlerin etiketlerini mutlaka okuyun!

 

Dikkat! Yediğimiz pek çok besin ‘şeker’ içeriyor!

 

 

 

 

Şeker günlük beslenme alışkanlığımızın vazgeçilmezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Şekeri cazip kılan şey ise ‘mutluluk hormonu’ olarak bilinen serotoninin salgılanmasını tetikleyerek bize keyif veren bir işlev görmesi. Bu nedenle şeker veya şekerli besinlere karşı gelmek kuşkusuz çoğumuz için hiç kolay olmuyor. Ancak vücudumuzun enerji kaynağı olan şekeri doğru besinlerden almamak ve tüketimini abartmak ciddi sağlık sorunlarıyla sonuçlanabiliyor. Öyle ki fazla şeker tüketimi; obeziteden diyabete, kalp hastalıklarından kansere, karaciğer yağlanmasından bunamaya kadar pek çok hastalığa zemin hazırlayabiliyor. Ayrıca heyecanla beklediğimiz yaz mevsimine fit bir vücutla girmek için şeker tüketimini bırakmak kilit role sahip. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bu nedenle şekerin mutlaka sınırlı miktarda tüketilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günlük alınan enerjinin yüzde 5’inden daha azı şekerden gelmelidir. Paketli gıdalardan da farkında olmadan şeker aldığımızı unutmamalıyız. Zira şeker; hazır soslar, ketçaplar, kahvaltılık gevrekler gibi pek çok paketli gıdalarda bulunuyor. Günlük beslenmemizde şekerden tümüyle kaçınmak neredeyse imkansız olsa da paketli gıdaları satın alırken şeker oranı en düşük olan yiyecekleri tercih etmeye özen gösterebiliriz. Bu noktada etiket okuryazarlığı oldukça önem kazanıyor. Paketlerde yer alan besin etiketlerini inceleyerek şeker içermeyen veya düşük oranda içerenleri seçebiliriz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, şeker alışkanlığını bırakmanın yollarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! 

 

Öğün saatlerinizi kendinize göre belirleyin

Günde kaç ana öğün ya da ara öğün yapmanız gerektiğine; vücudunuzdan gelen açlık, tokluk veya tatlı isteği gibi sinyalleri dikkate alarak karar verin. Örneğin, hergün ikindide tatlı krizi yaşıyorsanız, öğle yemeğini atlamanın ya da öğle yemeğinden sonra uzun açlığın dezavantajını yaşıyor olabilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Bu durumda öğle yemeğini ihmal etmeyin ya da yediyseniz öğleden sonra meyve veya ceviz gibi bir atıştırma yapmayı deneyin. Bu şekilde kan şekerinizi dengede tuttuktan sonra tatlı istekleriniz devam ediyorsa kendinize alışana kadar biraz zaman tanıyabilir ya da tatlı isteğinizin altında yatabilecek diğer sebepleri araştırabilirsiniz” diyor. 

 

Günde 2-3 porsiyon meyve tüketin

Düzenli meyve tüketmek, ihtiyaç duyulan şeker tadını meyvelerden alarak, zamanla diğer şekerli besinlerin tüketilmesinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Diyabet hastası değilseniz, günde 2-3 porsiyon meyve tüketmeyi alışkanlık edinin. Burada önemli olan, bir porsiyon meyvenin bir yumruk büyüklüğü meyve olduğunu unutmamanız ve meyve yemeyi akşama bırakmıyor olmanız.

 

Yeterli karbonhidrat aldığınızdan emin olun

Yeterli miktarda karbonhidrat alınmadığında bu durum tatlı atağıyla sonuçlanabiliyor. Tam tahıllı ekmek, bulgur, meyve gibi besinler doğal olarak karbonhidrat ve diğer birçok besin ögesi içeriyor. Bu besin grubu yeterli miktarda tüketilmediğinde kan şekeri düşebiliyor ve ani bir tatlı isteği belirebiliyor. Dolayısıyla öğünlerinizde karbonhidrat içeren bu besinlerden bir ya da birkaçına yer vermeniz gerekiyor.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/1683270906_2-1683279075.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/1683270906_2-1683279075.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/1683270906_2-1683279075.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/1683270906_2-1683279075.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/seker-tuketimini-azaltan-10-etkili-oneri-4724</link>
                                <pubDate>Fri, 05 May 2023 12:29:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Her 11 saniyede, bir anne ve bebek ölümü gerçekleşiyor!</title>
                                <description><![CDATA[Gebelikteki risklerin tespitiyle anne ve bebek ölümlerinin önüne geçilebilir]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

Gebelikteki risklerin tespitiyle anne ve bebek ölümlerinin önüne geçilebilir

Her yıl 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü olarak kutlanıyor. Ebeliğin, önlenebilir anne ve yenidoğan ölümlerinin tespit ve takibinde çok önemli bir meslek dalı olduğunun altını çizen uzmanlar tahminlere göre önlenebilir ölümler nedeniyle dünyada her 11 saniyede bir anne ve bebek ölümü gerçekleştiğini söylüyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ayça Demir Yıldırım, “Önlenebilir anne ve bebek ölümü hiçbir şekilde kabul edilemez ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri içerisinde en başta yer alan konulardan biridir. Ülkelerin kalkınma göstergesi olan anne ve yenidoğan ölümlerini önlemek için doğum öncesi dönemde gebelerin risklerinin erken tanılanması, gerekli önlemlerin alınması ve tedavilerin yapılması hayati bir yere sahiptir.” dedi.

5 Mayıs Dünya Ebeler Günü kapsamında dünya ve Türkiye’deki ebelik hizmetlerine ve önemine dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ayça Demir Yıldırım sağlıklı ve riskli gebelik hakkında bilgi verdi ve önlenebilir anne ve bebek ölümlerinin ülkelerin refah seviyesinin göstergesi olduğunu söyledi.

Gebelikler düşük, orta ve yüksek riskli olmak üzere sınıflandırılmaktadır

Riskli ve sağlıklı gebelik tanısı aşamalarından bahseden Dr. Yıldırım, “Gebelik bir aile için yeni başlangıçları, umudu ve heyecanı beraberinde getirir. Doğum öncesi dönem birçok kadın için sorunsuz geçse de bazı anne adaylarında riskleri de barındırır. Bu durum ise riskli gebelik olarak değerlendirilir. Gebelikler düşük, orta ve yüksek riskli olmak üzere sınıflandırılır. Gebelik tanısı konulan tüm gebelikler düşük riskli gruba girmektedir. Gebelik izlemlerinde normalden sapmaların takip edilmesi gerektiği durumlarda ve kontrol altına alınabilen durumlarda orta derecede gebelik izlemlerindeki normalden sapmalar anne ve fetüsün hayatını tehdit ettiği durumlarda ise yüksek riskli gebelik grubuna girer.” şeklinde tanımladı.  

Gebelikteki risklerin tespitiyle anne ve bebek ölümlerinin önüne geçilebilir  

Önlenebilir anne ve yenidoğan ölümlerinin gebelikte risklerin tespit edilmemesinden kaynaklandığını belirten Dr. Yıldırım, “Tahminlere göre önlenebilir ölümler nedeniyle dünyada 2.8 milyon gebe kadın ve yenidoğan ölüyor; yani her 11 saniyede bir ölüm gerçekleşiyor. Önlenebilir anne ve bebek ölümü hiçbir şekilde kabul edilemez ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri içerisinde en başta yer alan konulardan biridir.” dedi.

Gebelikte ortaya çıkan risk faktörleri çok çeşitlidir

Gebeliğin ilk başında ortaya çıkan risk faktörünün yaş olduğunu söyleyen Dr. Ayça Demir Yıldırım, 18 yaş altı veya 35 yaş üstünün riskli dönemler olduğunu söyleyerek diğer faktörleri; “Aşırı kilo veya zayıflık, sigara-alkol kullanımı, sık gebelik geçirmek, akraba evliliği, sezaryen olmak... Bunları takiben anne adayında gebelik öncesi hastalıklar da (hiper tansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, troid, epilepsi, astım gibi) risk oluşturmaktadır. Gebelik takipleri sırasında ortaya çıkan risklerde bulunuyor. Bunlar; kanama, çoğul gebelik, suyun gelmesi, erken doğum tehdidi, düşük tehdidi, plesantal anomaliler, gebeliğin tetiklediği tansiyon (pre-eklepsi) veya şeker (gestasyonel diyabet) gibi durumlardır. Gebeliğin getirdiği risklerle birlikte çevresel etmenlerde gebelikte riskler oluşturur. Son yıllarda gebeler için risk oluşturan bir durum da Covid-19 pandemisi.” şeklinde sıraladı.   
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/unnamed-1683288885.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/unnamed-1683288885.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/unnamed-1683288885.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/unnamed-1683288885.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/her-11-saniyede-bir-anne-ve-bebek-olumu-gerceklesiyor-4741</link>
                                <pubDate>Fri, 05 May 2023 15:13:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Prematüre Bebeklerde Uyku Kalitesi İçin Yatak Sertliğine Dikkat Edin   </title>
                                <description><![CDATA[Ebeveynler dünyaya gözlerini erken açmış bebeklerine anne karnındaki rahat ve en uygun ortamı hazırlamak istiyor]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

Ebeveynler dünyaya gözlerini erken açmış bebeklerine anne karnındaki rahat ve en uygun ortamı hazırlamak istiyor. Yataş Uyku Kurulu Üyesi Uzman Fizyoterapist Yonca Görgül; ısı, nem, ışık, gürültü, hijyen gibi şartların yanı sıra prematüre bebeklerin yatak seçimine de dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor.

 

Erken doğan bebeğiniz bir süre kuvözde kaldıktan sonra artık doktorunuz onay verdi ve ev hazırlıklarına başladınız. Bebeğinizin anne karnındaki koşullara en uygun ortamı ona vermek istiyorsunuz. Bu noktada çoğu prematüre bebek annelerinin kafasını kurcalayan konulardan biri ise ‘’Bebeğime doğru yatağı nasıl seçmeliyim?’’ oluyor. Çok fazla çeşitte bebek yatağı modeli arasında bebeğinizin gelişimine en uygun yatağı seçmenin zorluğuna dikkat çeken Yataş Uyku Kurulu Uzmanlarından Uzman Fizyoterapist Yonca Görgül, “Prematüre bebeklerin zamanında doğan bebeklere göre çok daha fazla uykuya ihtiyaç duyduklarını biliyoruz. Hatta kimi zaman bu süre günde 22 saati bile bulabiliyor. Yeterli uyku kalitesi, yaşıtlarını yakalayabilmeleri adına önemli… Bebek ve çocuklarda yatak seçimi uyku kalitesi için oldukça önemli iken, prematüre bebeklerde ekstra önem arz ediyor” diyor.

 

Yumuşak yataklar bebeğin konforunu artırmaz!

Uzm. Fzt. Görgül, kaliteli bir uyku ortamı için ise bebeğin gelişim profiline en uygun yatağı seçmek gerektiğinin, bu noktada ise en önemli şeylerden biri yatağın sertliği olduğunun altını çiziyor. Bebeğin şeklini alan yumuşak yataklar sanılanın aksine konforlarını artırmadığını belirten Uzm. Fzt. Görgül, şöyle devam ediyor: “Bu noktada bebeğin omurgasının şeklini alan ve farklı ağırlık noktalarına farklı destekler sağlayan paket yay sistemleri uygun olacaktır. Seçilen yatağın bebeğin rahatça hareket edebilmesi için de oldukça önemli. Çünkü bebeğinizin rahatça hareket edebilmesi demek, çevre ve bedeni ile olan etkileşimi arttırmak anlamına geliyor ve bebeğin gelişimini önemli ölçüde etkiliyor. Yatak seçiminde de kimyasal içermeyen ve organik malzemelerden yapılmış kumaş seçmek, doğallığın yanı sıra antibakteriyel özellik de taşır. Yatağın dolgu malzemesine gelecek olursak ise elyaf, lateks, visko, sünger gibi birçok çeşitler mevcut. Bu noktada seçtiğiniz dolgu malzemesinin sağlığa uygun olup olmadığına ve bebeğinizin bireysel özelliklerine göre seçmek en doğrusu olacaktır.”

 

Bebeğinizin uyku pozisyonunu 3 saatte bir değiştirin

Yenidoğan bebeklerin sindirim sistemlerinin tam olarak gelişmemiş olabilir. Özellikle 34 haftadan önce doğan bebeklerin yaşadıkları reflü probleminin sert lateks malzemeden üretilen ve baş kısmı bir miktar yükseltilmiş reflü yatakları ile azaltılabileceğini söyleyen Uzm. Fzt. Görgül, yün ve pamuklu yatakların ise bebeğin yatağa iyice gömülmesine neden olduğu gibi, spontan hareketlerini de engellediğine dikkat çekiyor. Yumuşak yatakların henüz kemik ve kıkırdak yapıları tam anlamıyla gelişmeden dünyaya gelen bebekleri olumsuz etkilediğine dikkat çeken Uzm. Fzt. Görgül, “Prematüre bebeklerde ani bebek ölümü sendromu daha fazla görüldüğü için; yatış pozisyonuna ve yatak içinde oyuncak, yastık gibi materyaller bulundurulmamasına özellikle dikkat etmek gerektiğini vurgulamak isterim. Ayrıca kafatası şekil bozuklukları riskini azaltmak adına 2 saatte bir yatış pozisyonunu değiştirmek önemli” diyor.

 

Prematüre bebeklerin bağışıklık sistemleri yeterince güçlü olmadığı için hijyen kurallarına ekstra özen göstermek gerekiyor. Uzm. Fzt. Görgül, bu nedenle seçilen yatak pedinin fermuarlı ve yıkanılabilir olmasının, sıvı geçirmez membrana sahip olmasının ve hava almasının enfeksiyon riskini azaltan faktörler arasında yer aldığını ifade ediyor.

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/unnamed-1-1683288986.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/unnamed-1-1683288986.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/unnamed-1-1683288986.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/unnamed-1-1683288986.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/premature-bebeklerde-uyku-kalitesi-icin-yatak-sertligine-dikkat-edin-4742</link>
                                <pubDate>Fri, 05 May 2023 15:15:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Diz ağrıları İçin 'Robotik Protezle Yeni Nesil’ Tedavi!</title>
                                <description><![CDATA[Vücudumuzun yükünü en fazla dizlerimiz taşıyor. Hal böyle olunca özellikle de ilerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan kıkırdak aşınması nedeniyle merdiven ve yokuş inip çıkarken, oturup çömelirken, yürürken, ayakta dururken hatta gece uyurken bile ağrılar ç]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Vücudumuzun yükünü en fazla dizlerimiz taşıyor. Hal böyle olunca özellikle de ilerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan kıkırdak aşınması nedeniyle merdiven ve yokuş inip çıkarken, oturup çömelirken, yürürken, ayakta dururken hatta gece uyurken bile ağrılar çekilmez olabiliyor. Halk arasında ‘eklem kireçlenmesi’ olarak bilinen hastalık, kişinin günlük yaşam kalitesini son derece olumsuz etkilerken, çeşitli tedavilere rağmen fayda sağlayamamış hastalar için son yıllarda teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde yüz güldüren yeni nesil tedavi yöntemleri uygulanıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet İşyar, “Fazla kiloları verme, yürümede yardımcı baston gibi cihazlar kullanma, ağrı kesici ilaçlar ve eklem içi enjeksiyonlar gibi tedavi yöntemlerinden sonuç alınamamış, ağrısı dayanılmaz hale gelmiş ve hareket yeteneği de iyice yitirilmiş hastalarda yapılan ‘diz protezi’ artık yeni bir teknoloji olan robotlar sayesinde yapılabiliyor. Aşınmış diz ekleminde kıkırdak yüzeylerinin değiştirilmesi sağlanarak kişinin günlük yaşam kalitesi artırılabiliyor” diyor. Prof. Dr. Mehmet İşyar, robotik diz protezi ameliyatında en çok merak edilen 3 soruyu cevaplandırdı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

 

1.    Robotik diz protezi ameliyatını robot mu yapıyor?
istanbul escort izmir escort escort

 

Robotik diz protezinde ameliyatı tek başına robot yapmıyor. Ameliyat, robotik protez konusunda sertifika almış, tecrübeli bir ortopedi cerrahı tarafından yapılıyor. Yani robotik diz protezi ameliyatında cerrahın tecrübesi büyük önem taşıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet İşyar “Robot olarak adlandırılan bilgisayar güdümündeki cihaz, hastanın tüm anatomik verileri daha önceden bilgisayara yüklendiği için ve ameliyat öncesi planlama yine bu bilgisayarla yapıldığı için cerraha son derece yardımcı bir cihazdır ve ortopedi cerrahı tarafından kullanılır” diyor. 

 

2.    Robotik diz protezi ameliyatı gençlerde yapılabiliyor mu?

 

Diz protezinin gençlerde uygulanmayıp ileri yaşta, yaygın ve geniş bir alanda dejenaratif (yıpranma) kıkırdak sorunları olan hastalarda düşünülebilecek bir tedavi yöntemi olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet İşyar şöyle konuşuyor: “İleri yaşta olan, kıkırdakları tamamen aşınmış, ağrı ve yürüme zorluğu çok artmış hastalarda diz protezi çok etkili bir tedavi yöntemidir. Eklem yüzeyi tamamen kesilerek yerine titanyum yüzey kaplaması konulur. Son yıllarda uygulanmaya başlayan robotik diz ameliyatı ise diz protezini kolaylaştıran ve hata oranını azaltan yeni bir tekniktir. Bu yöntemde de kullanılan yani dize konulan implant aynıdır. Sadece ameliyat sırasında bilgisayar destekli robotik bir kol yardımcı olarak kullanılmaktadır.” 

 

3.    Robotik diz protezi ameliyatı ne tür faydalar sağlıyor?

 

Tecrübeli bir ortopedik cerrah ve bir gün öncesinden yapılan iyi bir planlama ile robotik diz protezinde cerrahi süre kısalırken, kanama miktarı ve kan ihtiyacı azalıyor. Prof. Dr. Mehmet İşyar “Hastanın ameliyat olacağı dizinin bilgisayarlı tomografisi ameliyattan bir gün önce çekilir ve robotun bilgisayarına yüklenir. Cerrah ve teknisyen tarafından ameliyat bir gün önce sanal olarak yapılır ve hangi tür kesiler kullanılacağı, bacaktaki açıların nasıl olacağı, hangi ölçülerde protez kullanılacağı ayarlanır. Böylelikle ertesi gün, gerçek ameliyat sırasında bu belirlenen veriler ışığında cerrah kesiler sırasında robotik kolu kullanır. Bu da bize hata payını hemen hemen sıfıra indirme avantajı sağlar. Yapılan araştırmalar; robotik diz protezi ameliyatında bacaktaki açıların mükemmele yakın, sıfır hatayla hesaplanıp ona göre kemik kesileri yapılması sayesinde ameliyat sonrası günlük yaşama dönüşün daha hızlı olduğunu göstermektedir” diyor. 
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/1684392560_shutterstock_575678962__1_-1684399673.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/1684392560_shutterstock_575678962__1_-1684399673.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/1684392560_shutterstock_575678962__1_-1684399673.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/1684392560_shutterstock_575678962__1_-1684399673.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/diz-agrilari-icin-robotik-protezle-yeni-nesil-tedavi-4771</link>
                                <pubDate>Thu, 18 May 2023 11:46:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Sakarya’ya Tıp Merkezi İnşa Ediliyor</title>
                                <description><![CDATA[Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi, Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi’nin bulunduğu bölgede Büyükşehir yeni tıp merkezi inşa ediyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi, sağlık alanında geliştirdiği dev projelere bir yenisini daha ekliyor. Sakarya Eğitim Araştırma Hastanesi, Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi’nin bulunduğu bölgede Büyükşehir Belediyesi tarafından yeni bir tıp merkezi inşa ediyor.



Projesi hazırlanan ve ilk kazmanın vurulduğu yeni tıp merkezinin tanıtım töreni Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce’nin katıldığı törenle gerçekleştirildi.



AKOM’un içerisinde hayata geçirilecek projenin tanıtım töreninde ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları,AK Parti Kadın Kolları Başkanı Yasemin Turan, Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Genç, SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, SESOB Başkanı Hasan Alişan, İŞKUR Müdürü Tekin Kaya, İl Müftüsü Mehmet Aşık, Muhtarlar Federasyonu Başkanı Erdal Erdem, meclis üyeleri, büyükşehir ve SASKİ bürokratları, muhtarlar, oda başkanları, STK temsilcileri, doktorlar ve sağlık çalışanları yer aldı. Dualar eşliğinde açılışı gerçekleştirilen Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi’nin tanıtım filmi, katılımcılar ve basın mensupları tarafından ilgiyle izlendi ve alkışlandı.


 
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/sakarya-tip-merkezi-1685235078.jpeg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/sakarya-tip-merkezi-1685235078.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/sakarya-tip-merkezi-1685235078.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/05/sakarya-tip-merkezi-1685235078.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/sakaryaya-tip-merkezi-insa-ediliyor-4790</link>
                                <pubDate>Sun, 28 May 2023 03:49:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Yaz Hastalıkları Çocukları Daha Fazla Etkiliyor</title>
                                <description><![CDATA[ Çocuklar yaz tatili boyunca pek çok aktiviteyle meşgul olup; park, bahçe, deniz ve havuzda bolca vakit geçiriyorlar. Hastalıklara karşı korunmasız oldukları için bu dönemde daha fazla dikkat edilip, takip edilmeleri gerekiyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

Yaz mevsimini hevesle bekleyenler arasında hiç şüphesiz çocuklar birinci sırada geliyor. Çocuklar yaz tatili boyunca pek çok aktiviteyle meşgul olup; park, bahçe, deniz ve havuzda bolca vakit geçiriyorlar. Hastalıklara karşı korunmasız oldukları için bu dönemde daha fazla dikkat edilip, takip edilmeleri gerekiyor. Yaz mevsiminde çeşitli risk faktörlerinin farkında olarak önleyici tedbirler alınması çocukların tatilin tadını doyasıya çıkarmasını sağlayabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Seda Günhar, yaz aylarında çocuklarda sık görülen hastalıklar hakkında bilgi verdi. 

El-ayak-ağız hastalığı klorlamaya karşı dirençlidir

Enterovirüslerin neden olduğu enfeksiyonlar yaz aylarında daha yüksektir.  Bir enterovirüs enfeksiyonu olan el-ayak-ağız hastalığı; hasta kişinin hapşırması ve öksürmesiyle, sekresyonlarla, lezyonların olduğu deriye yakın temasla, enfekte havuz sularının yutulması bulaşabilir. Bu hastalıkta çocukların ağızlarında, ellerinde ve ayaklarında kabarcıklar olabilir veya sadece ağızlarında herpangina adı verilen lezyonlar olabilir. Bu virüs klora karşı dirençlidir. Havuzda klorlama yapılmasına rağmen havuz sularının yutulması bu hastalık için risk oluşturmaktadır. Hastalığı geçirecek bir tedavi ya da hastalıktan koruyucu bir aşı bulunmamaktadır. Kaşıntı giderici losyonlar ve boğaz ağrısı için spreyler kullanılabilir. Ayrıca uzman hekim tarafından ateş düşürücü ve boğaz ağrısı için ağrı kesiciler önerilebilir.

Sıcaklık ve nem idrar yolu enfeksiyonu riskini artırıyor

İdrar yolu enfeksiyonları çocuklarda, özellikle de kızlarda en sık görülen enfeksiyonlardan biridir. Sıcaklık ve nem arttıkça idrar yolu enfeksiyonu (İYE) riski de artar. Özellikle ıslak mayo ve ıslak bikini ile güneşlenmek idrar yolu enfeksiyonu sebepleri arasındadır. İdrar yolu enfeksiyonu; idrar yaparken yanma ve acı hissi, sık idrara çıkma arzusu, idrarı bitirememe hissi, idrarda kanama, bulanık idrar, ağır ya da kötü kokulu idrar, kasık ve/veya sırt ağrısı ve ateşe yol açabilir. Bu belirtilerden biri bile idrar yolu enfeksiyonunu işaret edebilir.

Çocuklar kulak enfeksiyonlarına yetişkinlerden çok daha duyarlı

Her 6 çocuktan 5’i üç yaşına gelmeden önce en az bir kere kulak enfeksiyonu geçirmektedir. Yaz mevsiminde yapılan birçok aktivite işitme sağlığına zarar verebilmektedir. Tuzlu veya tatlı suda yüzmek ve dalış yapmak, uçakla seyahat etmek, yüksek sese ve müziğe maruz kalmak veya havai fişek izlemek bunlardan sadece bazılarıdır. Yılın bu mevsimi kulaklar için en riskli dönem olabilir. Bu nedenle özellikle bu tür sağlık sorunlarına daha yatkın olan ailenin en genç üyelerinin kulak enfeksiyonlarını önlemek için ekstra özen gösterilmesi gerekmektedir. 

Sıcak havalar besinlerin çabuk bozulmasına yol açabiliyor

Yaz aylarında enfeksiyon ve hastalıkların bir diğer önemli nedeni de gıda zehirlenmeleri veya gıda kaynaklı hastalıklardır. Bakteriler sıcak, nemli ortamlarda çoğaldığından, yemek pişirme ve piknik sayısının arttığı yaz aylarında gıda zehirlenmesi nispeten sık görülmektedir. Gıda zehirlenmeleri; sebzeleri, meyveleri, elleri ve pişirme yüzeylerini sık sık yıkayarak, gıdaların ve kapların çapraz kontaminasyona uğramasına izin vermeyerek ve gıdaları uygun sıcaklıkta pişirerek önlenebilir.

Bahçe ve parklarda oynayan çocuklar iyice kontrol edilmeli

Keneler ve sivrisinekler; Kırım Kongo kanamalı ateşi, Lyme hastalığı, Batı Nil ateşi ve sıtma gibi bulaşıcı hastalıklara neden olabilmektedir. Çocukta kene ısırması saptanırsa kenenin hemen uzaklaştırılması gereklidir. Kenenin olduğu bölgeye sıcak uygulama veya keneyi yakma işlemi yapılmamalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken kene çıkartılmasının sağlık personeli tarafından yapılmasıdır, o yüzden çocuğun vücudunda kene tespit edildiğinde en kısa sürede sağlık merkezine başvuru yapılması gerekmektedir. Kene çıkartılırken ezilmeli, patlatılmamalı ve kenenin üzerine alkol, kolonya gibi kimyasal madde uygulanmamalıdır. Böcek ısırıklarında ise ısırılan bölgenin su ve sabun ile temizlenmesi oldukça önemlidir. Temiz bir bez ile kontrollü bir şekilde yapılan soğuk uygulama, ısırık bölgesinde oluşabilecek kızarıklık ve kaşıntıyı azaltmaya yardımcı olacaktır.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/%C3%A7ocuk-1689674908.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/%C3%A7ocuk-1689674908.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/%C3%A7ocuk-1689674908.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/%C3%A7ocuk-1689674908.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/yaz-hastaliklari-cocuklari-daha-fazla-etkiliyor-4905</link>
                                <pubDate>Tue, 18 Jul 2023 13:04:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Kuru Tip Sarı Nokta Hastalığında Sevindiren Gelişme   </title>
                                <description><![CDATA[ 55 yaş ve üzeri kişilerde sıklıkla karşılaşılan bir hastalık olan makula dejenerasyonu veya halk arasındaki adıyla sarı nokta hastalığı, kalıcı görme kayıplarıyla sonuçlanıyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[55 yaş ve üzeri kişilerde sıklıkla karşılaşılan bir hastalık olan makula dejenerasyonu veya halk arasındaki adıyla sarı nokta hastalığı, kalıcı görme kayıplarıyla sonuçlanıyor. Kuru tip sarı nokta hastalığında umut verici gelişmeler yaşandığını açıklayan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nur Acar Göçgil, Avrupa’dan sonra Türkiye’de de kullanılmaya başlanan Işık İletim Sistemiyle Fotobiyomodülasyon tedavisi hakkında bilgi verdi. “Şu ana kadar kuru tip sarı nokta hastalığında sadece vitaminlerle destek tedavisi ve risk faktörlerinden korunma öneriyorduk” diyen Prof. Dr. Göçgil açıklamasında, özel dalga boylarındaki ışık iletisiyle uygulanan fotobiyomodülasyon yönteminin hastalığın ilerleyişini yavaşlatan yeni bir tedavi olduğunu söyledi.

Türkiye’de ve tüm dünyada 60 yaş üzeri kişilerde görme kaybı sebeplerinin başında gelen halk arasındaki adıyla sarı nokta hastalığının tedavisinde umut verici gelişmeler yaşanıyor. Kuru ve yaş tip makula dejenerasyonu şeklinde ikiye ayrılan hastalığa yakalanan kişiler okuma, araç kullanma, tv seyretme gibi günlük işlerini gerçekleştirirken bile zorluk yaşayabiliyor. Hastalık kontrol altına alınmadığında ise ilerleyerek merkezi görmede kayıplara sebep olabiliyor.

Kuru tip sarı nokta hastalığının tedavisinde yeni geliştirilen bir cihaz ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiklerini açıklayan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nur Acar Göçgil, binlerce kişiye umut olan tedavi hakkında merak edilenleri açıkladı.

“ŞU AN İÇİN ONAY ALMIŞ İLK VE TEK TEDAVİ”

Kuru tip yaşa bağlı maküla dejenerasyonunun yaş tipe göre daha yavaş ilerleyen bir hastalık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Nur Acar Göçgil, “Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD), yaşlı nüfusta geri dönüşü olmayan görme kaybının en sık sebebidir. Kuru tipte YBMD tanısı olan hastalarımıza vitamin, mineral, lutein gibi pigment takviyelerini düzenli almalarını, ultraviyole ve diğer risk faktörlerinden korunmalarını öneriyoruz. Buna rağmen hastalar zamanla görsel keskinliklerinin azaldığını, özellikle az ışıkta zor gördüklerini deneyimlemekteler. Özel dalga boylarındaki ışığın göze iletilerek uygulananfotobiyomodülasyon (Photobiomodulation) yöntemi, kuru tip sarı nokta hastalığı için şu an için onaylanmış ilk ve tek tedavidir. ValedaÒ Işık İletim Sistemi bu amaçla kullanılan cihazın adıdır.” dedi.

“Drusen” diye adlandırılan lezyonların makülada birikmesiyle tanı konan kuru tip sarı nokta hastalığıyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Göçgil, “Sarı nokta hastalığının erken döneminde drusen adı verilen sarı veya beyaz renkte birikimler izlenir. Drusen retinanın altındaki tabakalarda biriken maddelerden oluşur. Drusen doğal yaş alan gözde de görülebilir ve küçük olduğunda genellikle zararsızdır. Öte yandan birikmeye devam ederse kuru tip hastalığa ilerler ve zamanla retinanın ışık algılayan tabakalarında hasar oluşumuna ve zayıflayarak ışığı algılayamaz hale gelmesine sebep olabilir ki biz bunu atrofi olarak tanımlıyoruz. Bu atrofi alanları merkez görmeyi bozar. Önce dağınık küçük olan atrofi alanları zamanla birleşir ve tam sarı noktanın merkezini tuttuğunda ise hastada ciddi görme kaybına yol açar. Bu hasarlı alanlar geniş ve keskin kenarlı ise ‘coğrafik atrofi’ adını alır. Alan görmede iki göz birbirine yardım ettiği için hasarlı alanlar iki gözde farklı yerlerdeyse, hastaya iki gözle bir süre daha idare etme şansı verir. Ancak tam merkezde atrofi oluştuğu zaman hastaların görme seviyesi çok ciddi olarak azalır.” açıklamasında bulundu.

“İLERLEYEN YAŞTA HASTALIĞIN SIKLIĞI ARTIYOR”

“Şu ana kadar kuru tip sarı nokta hastalığının bir tedavisi bulunmamaktaydı. Yapılan uzun süreli takibi olan çalışmaların sonucuna göre, hastalarımıza ağızdan alınan vitamin ve pigmentleri içeren destek ürünler veriyoruz. Diyetinize dikkat edin, tansiyonunuzu ve şekerinizi dengede tutun, güneşten gözlerinizi koruyun diye hastalarımızı uyarıyor ve hastalığın ilerleyişini yavaşlatmaya çalışıyoruz.” diyen Prof. Dr. Göçgil, “Aldığımız önlemlere rağmen bu hastalık yine de farklı hızlarda ilerlemeye devam ediyor. Hastalık ileri evreye geldiğinde coğrafik atrofi dediğimiz sarı noktanın merkezindeki dağınık veya birleşik kayıplar başladığında ise görme keskinliği çok az seviyelere kadar iniyor. Kuru tip sarı nokta hastalığında genelde iki gözde de etkilenme oluyor. Asimetrik başlayabiliyor ve farklı hızlarda ilerleyebiliyor. Ayrıca kuru tip başlayan hastalık doğal seyrinde yaş (neovasküler) tipe de dönebiliyor ve o zaman en kısa sürede göz içine etkin ilaçların enjeksiyonu tedavisine başlamak gerekiyor. İlerleyen yaşla, özellikle 75 yaş ve üstünde hastalığın sıklığı artıyor, ancak 55 yaş ve üzerinde hastalık başlayabilir.” ifadelerini kullandı.

“HASTALIKLA MÜCADELEDE UMUT VERİCİ GELİŞMELER”

Kuru tip sarı nokta hastalığının tedavisine yönelik birtakım ilaç araştırmalarının yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Göçgil, “Özellikle son birkaç yılda kuru tipte atrofiye ilerleyişi azaltmaya yönelik klinik çalışmalar hız kazandı ve ön sonuçları da etkilerinin olduğunu gösteriyor. Vücudun doğal bağışıklık sisteminde rol oynayan kompleman sistemini etkileyen moleküller üzerine çalışılıyor. Ancak bu çalışmalar daha çok hastalığın orta ve ileri evrede, atrofi başladıktan sonra dokudaki enflamasyonu baskılayarak hastalığın ilerleme hızını azaltmak üzere yapılan çalışmalar olarak karşımıza çıkıyor. Faz 3 çalışmaları yapılan bu ilaçların klinik olarak kullanımı girmesi bekleniyor. Diğer yandan genetik tedaviler ve diğer moleküllerle çalışmalar da henüz deneysel olarak devam ediyor.” diyerek bu çalışmaların hastalıkla mücadelede umut verici gelişmeler olduğunu da sözlerine ekledi.

HASTALIĞIN EVRESİNİN İLERLEYİŞİNİ YAVAŞLATIYOR

Yaş tipte kullanılan göz içi enjeksiyon tedavisinin kuru tipte uygulanmadığının altını çizen Prof. Dr. Nur Acar Göçgil, “Mevcut olarak kullandığımız göz içi enjeksiyonları sadece kanamalı (yaş) tipte retina içinde veya altında biriken, sızan sıvıyı ve kanamayı durdurmak, sıvının tekrar oluşmasını önlemek, kanayan zar tabakasını küçültmek için uyguladığımız yöntemdir. Bu tüm dünyada yaş tipte uygulanan güncel, kabul edilmiş ve etkili tedavi yöntemidir. Bunu tekrar dile getirmek ve vurgulamak gerekiyor. Şu an için uygulanan göz içi enjeksiyonlar kuru tip hastalar için uygun değildir.” dedi.

ÖZEL DALGA BOYLARINDAKİ IŞIĞIN İLETİLMESİYLE ETKİ GÖSTERİYOR

Fotobiyomodülasyon tedavisinin içeriğine de değinen Prof. Dr. Göçgil, “Kuru tip sarı nokta hastalığıyla mücadelede özel dalga boylarındaki ışığı göze ileterek yapılanfotobiyomodülasyon yöntemi, uygulamaya başladığımız yeni bir yöntem olarak ülkemiz de dahil olmak üzere Avrupa ve diğer bazı ülkelerde onaylı bir tedavidir. Fotobiyomodülasyon yöntemi ile, farklı dalga boylarında ışık kullanarak retina hücre ölümü ve enflamasyonu engellemek hedefleniyor. Bu yöntem hücrelerin fonksiyonlarını iyileştirmeye yönelik olarak kullanılan düşük seviyeli ışık tabanlı bir terapi yöntemidir. Fotobiyomodülasyon, hastalık henüz en son evrelere ilerlemeden, orta hatta erken evrede iken drusen birikintilerinin başladığında önerilmektedir. Tedavi için doğru hasta seçiminin de oldukça önemli olduğunu belirtmeliyiz. Her kuru tip makula dejenerasyonu hastası için uygun olmayabilir. Tedavi edilen ve edilmeyen kuru tip YBMD hastalarının sonuçlarının karşılaştırmalı, ileriye dönük çalışmasının iki yıllık takip sonuçları, fotobiyomodülasyon tedavisi ile retina altında biriken drusenin büyüme ve artış hızında anlamlı azalma olduğunu gösterdi. Herhangi bir yan etkinin görülmediği, güvenli bir tedavi yöntemi olduğu bildirilen çalışmada bu tedavinin hastalığın ilerlemesini durdurmak ve görme kaybını azaltmak amacıyla kullanılabileceği belirtiliyor.” şeklinde konuştu.

“FOTOBİYOMODÜLASYON HASTALAR İÇİN KOLAY BİR YÖNTEM”

Kuru tip sarı nokta hastalığının tedavisinde kullanılmaya başlanan fotobiyomodülasyonun uygulanışına da değinen Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nur Acar Göçgil, açıklamasının devamında ise şu ifadelere yer verdi:

“Çoğu hastamız ileri yaşta ve eşlik eden diğer hastalıkları da olabiliyor. Yaş tipte uyguladığımız göz içi enjeksiyon tedavilerine kıyasla fotobiyomodülasyon tedavisinin göze 4-5 cm uzaklıktan uygulanan bir ışık tedavisi şeklinde gerçekleştirilen kolay bir tedavi olduğunu söyleyebiliriz. Bu da hastalarımız açısından büyük rahatlık sağlıyor. Tüm bunların yanı sıra iyi beslenme, vitamin desteği ile diğer risk faktörlerinden uzak durmaya devam etmek gerekli.

4 AYDA BİR TEKRARLANMASI HASTALIĞIN İLERLEYİŞİNİ ÖNLÜYOR

Fotobiyomodülasyon tedavisi tekil olarak 3 haftalık bir süre boyunca haftada 3 kez gerçekleştirilen 9 seanstan oluşmaktadır. Özetle, hastanın 2-3 haftalık bir süre kapsamında 10’ar dakikalık periyodlarla toplam olarak 9 seans ışık tedavisi alması gerekmektedir. 4-6 ayda bir bu tedavisinin tekrarlanması hastalığın ilerleyişinin önlenmesinde daha etkili olmaktadır.

AVRUPA’DAN SONRA TÜRKİYE’DE DE TEDAVİSİ BAŞLADI

Hastalarımızın yine kendilerine iyi bakmaları gerekiyor. Sonuç olarak bu tedavi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatan, atrofiye gitmeyi öteleyen, hastaya görmesini korumada zaman kazandıran bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. ‘ValedaÒ Işık İletim Sistemi’, bu tedavi için onay alan cihaz sisteminin adı. CE onay belgesi var ve Avrupa'da kullanıma girdi. Amerika'da da FDA onayı için başvuruldu ve onay bekleme sürecinde. Türkiye’de de kuru tip sarı nokta tedavisinde kullandığımız bu cihaz, şu an için sayılı olarak bulunuyor.

“HASTALARDA KONTRAST ARTIŞI DA SAĞLADIĞI GÖZLEMLENDİ”

Görme fonksiyonumuz çok yönlüdür. Uzak ve yakın mesafede görme keskinliğini klinikte bunun için hazırlanmış özel testlerle ölçebiliyoruz ve yüzde olarak saptıyoruz. Özellikle maküla hastalıklarında az ışıkta görme kalitesi ve kontrast duyarlılık azalıyor.Kuru tip yaşa bağlı maküla dejenerasyonunda kontrast duyarlılık azaldığından zamanla hastaların çok daha fazla ışığa ihtiyacı oluyor; hastalarımız zor okuyor ve zor görüyorlar. Fotobiyomodülasyon tedavisinin uygulandığı hastalarda kontrastta da artış sağlandığı gözlemlenmiştir.

“DAHA UZUN SÜRELİ TAKİP SONUÇLARI ÖNEMLİ“

Fotobiyomodülasyon tedavisi, erken evrelerde uygulama imkânı sağladığı için hastalığın ilerlemesini durdurmada etkili olabileceği düşünülebilir. Daha çok sayıda hastada ve daha uzun süreli takipli sonuçları değerlendirmek önemlidir. Öte yandan bu yöntemin umut vaat ettiği söylenebilir.“
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/ya%C5%9Fl%C4%B1-adam_141046470-1689771175.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/ya%C5%9Fl%C4%B1-adam_141046470-1689771175.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/ya%C5%9Fl%C4%B1-adam_141046470-1689771175.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/ya%C5%9Fl%C4%B1-adam_141046470-1689771175.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/kuru-tip-sari-nokta-hastaliginda-sevindiren-gelisme-4917</link>
                                <pubDate>Wed, 19 Jul 2023 15:51:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Yaz Mevsiminde Görülen Depresyonun Başlıca 10 Belirtisi </title>
                                <description><![CDATA[
Yaz aylarında çıkan şarkılar, filmler, sosyal medyada yapılan paylaşımlar yaz mevsiminin çok güzel geçeceğine dair içerikler sunuyor. Ancak yaz mevsimi herkes için keyifli olmayabiliyor]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarında çıkan şarkılar, filmler, sosyal medyada yapılan paylaşımlar yaz mevsiminin çok güzel geçeceğine dair içerikler sunuyor. Ancak yaz mevsimi herkes için keyifli olmayabiliyor. Genellikle depresyon kış mevsimi ile ilişkilendirilse de, yaz döneminde de depresyon sıklıkla görülüyor. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Yalçın Kahya, yaz mevsiminde görülen depresyonla başa çıkmak için önerilerde bulundu. 

 

Biyolojik değişiklikler etkileyebiliyor

 

Özellikle mevsim geçişlerinde sirkadiyen ritimdeki değişiklikler yaz depresyonu açısından risk oluşturabilir. Biyolojik değişikliklerin yanında yaz mevsimi insanlara çoğu zaman ‘tatil’ çağrıştırır. Yaz mevsimi boyunca tatil ve eğlence beklentisi bazen sosyal nedenler, bazen ekonomik nedenler bazen de sağlık sorunları sebebiyle yerine getirilemeyebilir. Bu da kişilerde boşluk hissi oluşturabilir. Ayrıca yaz mevsimi insanlar için daha hareketli bir mevsimdir. Bu hareketlilik dışarıda gerçekleşen sosyal aktivitelerden, giyilen rengarenk kıyafetlere kadar kendini gösterir.  Yaz mevsiminin hareketliliği bazen kişilerde bir yük oluşturabilir. Hareketli ortama uyum sağlamak için kişilerin kendilerini zorlaması bazen başarıyla sonuçlanmayabilir.

 

Sosyal medyanın etkisi büyük!

 

Yaz aylarında kişilerde depresyon görülme sürecinde sosyal medyanın etkisi önemlidir. Sosyal medyada yapılan tatil paylaşımları kişinin kendi hayatı dışında, başkalarının harika bir hayatı olduğuna dair gerçekçi olmayan bir algıya neden olabilir. Sosyal medyanın diğer bir etkisi de beden imajı üzerinedir. Yaza girerken yapılan diyetler ve spora yönelmek medyanın dayattığı ideal vücuda sahip olmak için yeterli olmayabilir. Bu da beden algısını kötü yöne çekebilir.

 

Yaz mevsiminde depresyon şu belirtilerle kendini gösteriyor 

Günün büyük bir bölümünde depresif duygu durumu
İsteksizlik
Düşük enerji
Konsantre olma güçlüğü
Umutsuzluk, değersizlik düşünceleri 
Sinirlilik
Huzursuzluk, kaygı
İştahta değişiklikler
Uyku düzensizliği
Tekrarlayan ölüm, intihar düşünceleri
Rutin oluşturmak büyük önem taşıyor

 

Yaz mevsiminde depresyonla başa çıkma stratejilerini keşfetmek oldukça önemlidir. Tetikleyicileri belirlemek ilk sırada gelir. Yüksek hava sıcaklığı ve nem, tatil ihtiyacı ve getirdiği stres, beden algısında kötüleşme tetikleyiciler arasındadır. “Yaz mevsimi mutlu olunması gereken bir dönemdir” şeklindeki inançlar da süreci daha zor atlatmaya sebep olabilir. Depresyondan korunmak ve başa çıkmak için bir rutin oluşturmak oldukça önemlidir. Rutini takvime ve planlayıcıya yazmak, küçük notlar almak, hatırlatıcı alarm kurmak sürdürülebilirliği kolaylaştırır. Duygulara yer açmak, duyguların ve vücut tepkilerinin farkındalığını artırmak için meditasyon uygulamalarından yararlanılabilir. Değerler ve eylemler listesi oluşturmak değer odaklı davranışlar açısından yönlendirici olabilir. 

 

Düzenli uykuya ve su tüketimine önem verin 

 

Uyku hijyeni ve yeme düzeni de sürecin yönetimi için oldukça önemlidir. Sosyal medyayı sınırlamak, uyku hijyeni ve duygusal yeme atakları açısından koruyucu olabilir. Sıcak ve nem etkisiyle sakin kalmak zor olabilir. Sıcak ve nemin yarattığı vücut su kaybına yönelik günde en az 2.5-3 lt su tüketimi ve cildi canlı tutabilmek için güneş kremi kullanmak fayda sağlayabilir. 

 

Profesyonel yardım almaktan çekinmeyin!

 

Kişiler yaz mevsiminde depresyon için risk faktörlerine sahipse, depresyon belirtileri varsa ve bu belirtiler kişinin günlük işlevselliğini etkiliyorsa yardım almak gereklidir. Psikiyatrik destek sürecinde kişilerin belirti şiddetine göre bireysel bir tedavi planı hazırlanır. İlaç tedavisi ve psikoterapi tedavi seçenekleri arasındadır. Depresyon yaz döneminde de görülen tedavisi mümkün olan bir psikiyatrik bozukluk, bir halk sağlığı sorunudur. Risk faktörlerinin belirlenmesi ve hastalıktan korunma adına yapılacak müdahaleler hastalığın tedavisi kadar önemlidir.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/resim-1689932944.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/resim-1689932944.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/resim-1689932944.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/resim-1689932944.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/yaz-mevsiminde-gorulen-depresyonun-baslica-10-belirtisi-4935</link>
                                <pubDate>Fri, 21 Jul 2023 12:47:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Sıcak Günlerde Ani Isı Değişikliklerine Dikkat!</title>
                                <description><![CDATA[Yüzyılın sıcaklarını yaşadığımız bu günler 7’den 77’ye her yaş grubundaki kişileri ciddi şekilde etkiliyor]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yüzyılın sıcaklarını yaşadığımız bu günler 7’den 77’ye her yaş grubundaki kişileri ciddi şekilde etkiliyor. Bu etkiyi azaltmak için ortamları fazla soğutmanın da sağlığı olumsuz etkilediğine dikkat çeken Göğüs Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, özellikle çok sıcaktan soğuk ortama girmek ya da tam tersi gibi ani ısı değişikliklerinin özellikle KOAH, astım gibi akciğer sorunu olan hastaları daha fazla etkilediğine işaret etti. Bu nedenle ortamın 20 derecenin altında soğutulmaması gerektiğini söyledi. 

Sıcak ve nemli hava genel sağlığımızı olumsuz etkilemekle birlikte bundan kurtulmak için geliştirdiğimiz çözümlere de dikkat etmek gerekiyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, 6 derecenin üzerindeki ani ısı değişimlerinin solunum sistemi ve bağışıklık sistemini baskıladığını söyledi. 

Fizyoloji gereği ani ısı değişikliklerinin herkesi etkilemekle birlikte özellikle KOAH, astım gibi kronik akciğer hastalıklarına sahip kişilerin bu durumdan daha fazla etkilendiğini belirten Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman, “Bu ani ısı değişimleri cildi kurutmaktan kas ağrılarına, sinüzitten astım ataklarına kadar pek çok soruna davetiye çıkarır” dedi. 

VÜCUT STRESE GİRİYOR!

Sıcak havadan klimalı bir ortama girildiğinde vücudun bu değişime kendini adapte etmek zorunda kaldığı için strese girdiğini anlatan Dr. Öğ. Ü. Akduman, “Bu farklılık nedeniyle bağışıklık sistemimiz birebir etkilenir ve ani hava değişimleri sonrasında hastalıklar artar. Viral enfeksiyonlar daha fazla görülür. Astım, sinüzit sorunları olanlarda ise akut ataklara neden olur. Aynı zamanda araç içinde de özellikle uzun yolculuklarda da dikkat edilmeli. 16-17 derece ile seyahat edip döndüğünde hasta olan vakalarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle özellikle altta yatan kronik hastalığı olan kişilerin atak ve enfeksiyonlara karşı çok düşük sıcaklıktaki ortamlarda bulunmamalı.”

ISI YAVAŞ YAVAŞ YÜKSELTİLMELİ

Isının yavaş yavaş değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Ü. Akduman, sözlerine şöyle devam etti: “Gerek alışveriş merkezi, hastane gibi ortak kullanılan alanlarını gerekse işyeri ve evleri soğuturken buna dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca uzun süre klimalı ortamlarda çalıştıktan sonra sıcak ortama geçildiğinde sıcağa tahammülsüzlük ortaya çıkar. Beraberinde halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, yorgunluk, nefes almada güçlük yaşanabilir. 

ARTAN NEM ALERJİ HASTALARI İÇİN RİSK

Sıcaklıkla beraber artan nemlerle ev akarları, küf mantarlarının da çok hızlı ürediğini hatırlatan Dr. Öğr. Ü. Akduman, “Özellikle küf mantarı solunum yolu alerjisi olan hastalarda da şikayetleri artırır, alerjiye bağlı olarak astım kontrolleri bozulabilir. İyi havalandırılmayan klimalı ortamlarda bir de alerjenlerin bulunması, yüksek nemli bir ortama girilmesi sonucunda öksürük başlayabilir, nefes darlığı, burun akıntısı, geniz akıntısına bağlı göz yaşarması gibi şikayetler yaşanabilir. Kurtarıcı ilaç dediğimiz kısa etkili ilaç kullanımında ihtiyacı olabilir. Dolayısıyla nefes darlığı, öksürüğü, balgamında artış olan hastaların özellikle dikkat etmesi gerekir.”

OLASI ATAKLAR HASTALIĞIN SEYRİNİ ETKİLİYOR

Özellikle astım ve KOAH hastalarında yaşanabilecek her atağın hastalığın seyrini olumsuz yönde etkileyeceğinin altını çizen Dr. Öğr. Ü. Akduman, “Aslında KOAH’ta her atak bir miktar akciğer kaybının, akciğer fonksiyonlarının zayıflamasına sebep olur. Aynı zamanda her astım ya da KOAH atağı bir sonraki atağın habercisi olur. Bu nedenle bizim için en önemli konu atakların sıklığının azaltılmasıdır. Aşılar, alerjenlerden korunma gibi önlemlerin temel amacı da budur” diye konuştu. 

HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?

Yaşanabilecek tüm bu olumsuzluklara karşı alınması gereken önlemlerle ilgili Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları uzmanı Dr. Öğr. Ü. Seha Akduman şu önerilerde bulundu:

“Öncelikle aşırı sıcakta da saat 10;00-15;00 arasında kesinlikle dışarı çıkmamalılar. Normalin üstündeki sıcaklarda ilaçlarını düzenli kullanmaya özen göstermeli, sıvı alımına dikkat etmeli, aşırı soğutulmuş yerlerden de uzak durulmalı. Klimalı bir ortamdan dışarı çıkılması gerekiyorsa klima önceden kapatılarak dışarıdaki ısıya uyum sağlanmalı. Dışarıdan gelindiğinde de hemen klima açılmamalı. Tüm bunlara rağmen atak geçiriliyorsa da kurtarıcı ilaçlar kullanılmalı. Kurtarıcı ilaçlarına haftada ikiden fazla ihtiyaç duyan ve öksürük atakları, nefes darlığı atakları dinmezse mutlaka hekimine başvurulmalı.”

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/1689924683_s__caklar_ani___s___art______5-1689933816.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/1689924683_s__caklar_ani___s___art______5-1689933816.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/1689924683_s__caklar_ani___s___art______5-1689933816.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/1689924683_s__caklar_ani___s___art______5-1689933816.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/sicak-gunlerde-ani-isi-degisikliklerine-dikkat-4940</link>
                                <pubDate>Fri, 21 Jul 2023 13:02:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Çocukları Aşırı Sıcaklarda Güneşin Zararlarından Koruyun</title>
                                <description><![CDATA[Hava sıcaklıkları son günlerde giderek artıyor ve güneşin olumsuz etkilerine karşı korunmak önem taşıyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Hava sıcaklıkları son günlerde giderek artıyor ve güneşin olumsuz etkilerine karşı korunmak önem taşıyor. Çocuklar ve bebekler güneşin zararlı ışınlarına karşı çok daha hassas oldukları için ciltlerini dikkatli bir şekilde korumak gerekiyor. Ülkemizin yer aldığı iklim kuşağı ve günden güne artan küresel ısınma etkileri de ebeveynlerin çocuklarını güneşin olumsuz etkilerine karşı her mevsim korumaları gerektiğini gösteriyor. Uz. Dr. Utkucan Uçkun, çocukların güneşin zararlı etkilerinden nasıl korunması gerektiği hakkında bilgi verdi.

 

Güneş hasarı cilt kanseri nedeni arasında yer alıyor

 

Güneş, iki tür ultraviyole (UV) ışını yayar. Bunların yaklaşık %95'ini oluşturan UVA ışınları cilde derinden nüfuz ederek erken yaşlanmaya neden olur. Arta kalan %5'ini oluşturan UVB ışınları ise cildin en dış tabakalarını etkileyerek güneş yanığına neden olur. UV maruziyetinden kaynaklanan cilt hasarı, tehlikeli bir cilt kanseri türü olan ‘Melanom’ nedenidir. Melanom gelişiminde, güneşe ne kadar sıklıkta maruz kaldığımız ve hasarın ne kadar uzun süredir var olduğu önemlidir. Cilt kanserleri önceleri daha çok ileri yaşlarda görülürken, günümüzde daha genç yaşlarda da yaygın olarak görülebilmektedir.

 

Çocuklarınızı güneşten bu yöntemlerle koruyun 

 

Çocuklarınızı güneşteyken güvende tutmak için bazı kolay ama önemli adımlar atabilirsiniz.

 

1.Gölgede kalın

 

Güneş ışınlarının en güçlü ve etkili olduğu dönem öğle saatleridir, dolayısıyla 11:00 ile 15:00 saatleri arasında gölgeli alanlarda kalmaya çalışın. Bebekleri sürekli olarak gölgede tutun. Mümkün olduğunca şemsiye veya bir ağaç altında gölgede bulunun.

 

2.Giysilerle cildini koruyun 

 

Çocuklarınızı ciltleri direkt güneş temasına en az maruz kalacak şekilde giydirin. Eğer çocuklar uzun süre dışarıda kalacaklarsa, omuzlar güneş yanığı için en riskli alanlar olduğundan, askılı elbiselerden kaçınılmalıdır. Bol kesim, pamuklu ve hafif kıyafetler onları serin tutmaya yardımcı olacaktır, ancak seyrek dokunmuş -ışığa tutulduğunda ışığa geçirgen nitelikte- kıyafetlerin güneş yanığına neden olabileceğini unutmamak gerekir. Bunun yerine artık kolayca kuruyan özel güneş koruyuculu giysiler de tercih edilebilir.

 

3.Şapka takın

 

Geniş siperlikli bir şapka, güneşten daha fazla korunma sağlar. Balıkçı, kova veya cankurtaran tipi şapkalar iyi birer seçenek olabilir. Geniş siperlikli, arka ve yanlarda ekstra kumaş ile güneş koruyuculuğu perçinlenmiş şapkalar; yüzü, boynu ve omuzları gölgeleyerek daha iyi bir koruma sağlayabilir. 

 

4.Güneş gözlüğü kullanın

 

Güneş gözlüğü takmak hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlar. Güneş gözlüğünün CE veya UV 400 sertifikasına sahip olmasına dikkat edin, çünkü bunlar güneş gözlüklerinin iyi UV koruması sağladığını gösterir. Çerçeve ve gözlük sapları arasındaki boşluklardan güneş ışınlarının sızmasını engelledikleri için çocuklar için etrafı saran ‘wraparound’ güneş gözlükleri çok daha iyi seçeneklerdir.

 

5.Güneş kremi uygulayın

 

UV hasarını azaltmak için güneş kremi uygulamak, güvenli güneşlenmek için en önemli unsurdur. Bu aşamada güneş kremi şişelerindeki farklı harfler, sayılar ve derecelendirmeler kafa karıştırıcı olabilir. 6 aydan küçük bebeklerde güneş kremleri önerilmemektedir; bu grup direkt güneş ışığı temasından tamamen uzak tutulmalıdır.


Güneş kremi seçerken bunlara dikkat edin

 

Güneş kremi seçerken çocuklarda tercihen SPF değeri 50 veya daha yüksek olan ve geniş spektrumlu güneş koruması sağlayan güneş kremleri tercih edilmelidir. Bu, cildi hem UVB hem de UVA ışınlarından koruyabileceğiniz anlamına gelir. Ambalajda SPF’nin yanı sıra artı işareti (+) ile ifade edilen ve en yüksek 5 adet artı işareti üzerinden derecelendirilen UVA koruma faktörüne (PA) de dikkat edilmelidir. Bu size güneş kreminin UVA ışınlarına karşı ne kadar iyi koruduğunun göstergesidir. Artı işareti sayısı ne kadar fazla ise bu size daha fazla ne kadar yanmadan güneşte kalabileceğinizi gösterir.

 
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/cocuk-2039651-1689936901.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/cocuk-2039651-1689936901.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/cocuk-2039651-1689936901.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/cocuk-2039651-1689936901.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/cocuklari-asiri-sicaklarda-gunesin-zararlarindan-koruyun-4944</link>
                                <pubDate>Fri, 21 Jul 2023 13:53:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Zeytinburnu 112 Acil Hizmet İstasyonlarıyla da Önde!</title>
                                <description><![CDATA[Zeytinburnu Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Sümer, Seyitnizam ve Kazlıçeşme Mahalleleri’ndeki 112 Acil Hizmet İstasyonlarının açılışı Belediye Başkanı Ömer Arısoy tarafından yapıldı. Böylelikle ilçedeki 112 Acil Hizmet İstasyonu sayısı 7’ye yüksel]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[ 

Zeytinburnu Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Sümer, Seyitnizam ve Kazlıçeşme Mahalleleri’ndeki 112 Acil Hizmet İstasyonlarının açılışı Belediye Başkanı Ömer Arısoy tarafından yapıldı. Böylelikle ilçedeki 112 Acil Hizmet İstasyonu sayısı 7’ye yükselmiş oldu.  

Zeytinburnu Belediyesi ilçedeki 112 Acil Hizmet İstasyonu sayısını yükseltmeye devam ediyor. İlçede 2023 yılı Acil Sağlık Hizmeti vaka sayısının 9 bin 296’ya ulaşmasının ardından kolları sıvayan Zeytinburnu Belediyesi; Sümer, Seyitnizam ve Kazlıçeşme Mahalleleri’ne de yeni istasyonlar kurdu. 3 yeni 112 Acil Hizmet İstasyonu’nun açılışını yapan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, “Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Sümer, Seyitnizam ve Kazlıçeşme’deki yeni noktalarımızla birlikte, ilçemizde toplam istasyon sayımızı 7’ye çıkarıyoruz. Zeytinburnulu hemşehrilerimize hayırlı, uğurlu olsun.” dedi. 

“İSTASYONLARIMIZ 24 SAAT BOYUNCA HİZMET VERİYOR”
İstasyonların yerlerinin nüfus yoğunluğu, trafik durumu, sağlık kuruluşlarına mesafe gibi birçok parametreye göre belirlendiğine dikkat çeken Başkan Arısoy, “İstasyonlarımızın hepsi 24 saat açık. Her birinde sağlık personelleri, acil tıp teknikerleri ve şoförlerden oluşan 12 personel görev alıyor. Ciddi hastalık ve yaralanmalar için acil tedavi ve nakil hizmeti veren bu istasyonlar hayat kurtarmak için çok önemli.” diye konuştu. 

“İLÇEMİZE 2 YENİ AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ DAHA KAZANDIRACAĞIZ”
Hâlihazırda Zeytinburnu’nda 18 Aile Sağlığı Merkezi’nin bulunduğunu, burada 79 aile hekimi ve 74 aile sağlığı elemanının çalıştığını belirten Başkan Arısoy, son olarak, pandemi döneminde Maltepe Aile Sağlığı Merkezi’ni hizmete aldıklarını söyleyerek, ilçeye 2 yeni Aile Sağlığı Merkezi daha kazandıracaklarının bilgisini verdi.
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/4daf50d2-85aa-4a7c-b8dc-a45cda252b81-1690400735.jpg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/4daf50d2-85aa-4a7c-b8dc-a45cda252b81-1690400735.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/4daf50d2-85aa-4a7c-b8dc-a45cda252b81-1690400735.jpg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/4daf50d2-85aa-4a7c-b8dc-a45cda252b81-1690400735.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/zeytinburnu-112-acil-hizmet-istasyonlariyla-da-onde-4951</link>
                                <pubDate>Wed, 26 Jul 2023 22:42:00 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>Sağlıklı beslenerek formda kalmanın anahtarı ton balığı</title>
                                <description><![CDATA[Sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli bir parçası olan balık, yaz aylarını formda geçirmenin de formülü. Bu sıcak günlerde hafif ve sağlıklı beslenerek, yürüyüşler yaparak yaz boyu kilo kontrolünün kolaylıkla sağlanabileceğini belirten Beslenme ve Diyet ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemli bir parçası olan balık, yaz aylarını formda geçirmenin de formülü. Bu sıcak günlerde hafif ve sağlıklı beslenerek, yürüyüşler yaparak yaz boyu kilo kontrolünün kolaylıkla sağlanabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli, sağlığa olumlu katkısı bulunan ton balığı, somon ve sardalya gibi özellikle yağlı balık çeşitlerine öğünlerimizde daha fazla yer vermemizi öneriyor. 

Sağlıklı ve dengeli beslenmenin olmazsa olmazlarından balık, bağışıklık sistemini koruduğu gibi hücre onarımını destekliyor, kemik yapısının güçlü kalmasına ve çocukların zekâ gelişimine katkı sağlıyor. Doğal bir protein kaynağı oluşuyla öne çıkan ton balığı, bağışıklık sistemi ile beden ve zihin sağlığını destekleyen mineraller, yüksek miktarda Omega-3 ve selenyum içeriyor. 100 gram Dardanel ton balığı tüketildiğinde insan vücudunun günlük protein ihtiyacının %47’si karşılanıyor. Tüm bu doğal içeriğiyle zengin bir kaynak olan ton balığı, aynı zamanda yaz aylarını formda geçirmek isteyenlerin diyetlerinden eksik etmemeleri gereken önemli bir besin olarak karşımıza çıkıyor. 

Taylan Kümeli; “Balık, diyetler için sağlıklı, zengin içerikli ve çok değerli bir alternatif”

Sağlıklı bir vücut için herkesin protein, yağ, karbonhidrat, lif, vitamin ve mineral dengesine ihtiyacı olduğunu; bunu sağlamanın yolunun da her kategoriden sağlıklı besin seçeneklerine başvurmaktan geçtiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli, kilo vermeye ya da beslenmesini iyileştirmeye çalışanların, başta ton balığı, somon ve sardalya gibi yağlı balık tüketimini biraz daha artırmalarının faydalı olacağını belirtiyor. 

Kümeli ayrıca şunları ekliyor: “Amerikan Kalp Derneği, her hafta en az iki porsiyon balık yemenizi önerir. Ancak balık kalorileri önemli ölçüde değişir ve daha yüksek kalorili balıklar daha sağlıklı yağ sağlar. Yani seçtiğiniz balık türü büyük bir fark yaratıyor. Daha yüksek yağlı balık yemek, tek bir öğünde daha fazla kalori tüketmeniz anlamına gelebilir, ancak balığı ölçülü bir şekilde yerseniz ve yemeği hazırlamak için iyi pişirme yöntemleri kullanırsanız, uzun vadede fayda sağlayabilirsiniz. Balığınızı hazırlama şekliniz kalori sayısını değiştirecektir. Fırında ya da ızgarada pişirilmiş balık ile ton balığı genellikle kalori bakımından en düşük olanlardır. Cam kavanozda, konserve kutuda ve pratik kullanıma uygun poşette sunulan doğal, katkısız ve koruyucusuz ton balığı ile hem lezzetli hem de sağlıklı ve zengin içerikli bir alternatifle diyetinize değerli bir katkı sağlayabilirsiniz. Balık ve salata gibi lezzetli seçeneklerle hem hafif hem sağlıklı beslenebilir; diyetinizi açık havada yapacağınız düzenli yürüyüşlerle destekleyerek kontrol altında bir kilo ile formda bir yaz geçirebilirsiniz”
]]></content:encoded>
                                <image>http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/1690446042_taylan_k__meli-1690448646.jpeg</image>
                                <media:content url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/1690446042_taylan_k__meli-1690448646.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/1690446042_taylan_k__meli-1690448646.jpeg"/>
                                <enclosure url="http://aktuelgazete.com/content/uploads/haberler/2023/07/1690446042_taylan_k__meli-1690448646.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>http://aktuelgazete.com/saglikli-beslenerek-formda-kalmanin-anahtari-ton-baligi-4953</link>
                                <pubDate>Thu, 27 Jul 2023 12:03:00 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>