Ana Sayfa > Site Yazarları

NURANE TAĞİYEVA - admin
İYİLİK VE İNSANLIK !
06 Ekim 2020 - 14090 okunma

Her insanın kendine ait bir gerçekliği vardır.
İyi yada kötü, doğru yada yanlış, karanlık yada aydınlık... Kim karar verir bunlara? İyilik nedir sizce? İyilik insanların tanımıyla insan için iyi olandır. Mesela insanlığın sonu doğa, hayvanlar ve bitkiler açısından iyi olsa da insan bunu kötü olarak tanımlar. Peki ya bu kavramın doğruluğuna inanan var mı? Yani mutlak iyilik yada mutlak kötülük diye bir şey var mıdır? Bu kavramlar insanlar tarafından belirleniyorsa önce insanı tanımak gerekir.
Bu canlı türleri birbirlerine bile katlanamazlar…..
İnsan, özelliği olan aklını doğayı, hayvanları ve onların yaşam alanını yok edip kendi yaşam alanlarını yaratan ve çoğunlukla zarar vermeye odaklı kullanan bir canlı türüdür. Bu canlı türleri birbirlerine bile katlanamazlar. Buna tarih boyunca var olan savaşlardan 80li yılların Türkiye'sine kadar örnek verilebilir. Bugün bile toplumda farklı olandan nefret ederiz ve birbirimizi yeriz. Siyasi kavgalar, din savaşları, mezhep çatışmaları, görüş ve ideoloji savaşları gibi buna çok fazla örnek gösterebiliriz.
Çünkü bir şeyin tam zıttı yine kendisine benzer.
İnsanın temeli kendini gerçekleştirmektir. İnsanın çıkarı, aile yapısı, kültürel gereklilikleri neyse o insanın karakteri o yönde gelişir ve o yönde bir düşünce yapısıyla kendini gerçekleştirmek için her şeyi yapmaktan çekinmez. Kimileri ise tüm bunlara isyan eder ve hepsinin tam zıttı haline gelip kendi kendine bir savaş başlatır. Bu savaşın da doğru yol olduğu söylenemez. Çünkü bir şeyin tam zıttı yine kendisine benzer. Tüm bunlar doğru yanlış kavramını etkilediği gibi gerçekliği ve bakış açısını da etkiler. Her insan aynı gerçeklik içinde var oluyor gibi görünse de her insanın kendine ait bir gerçekliği vardır. Bu gerçeklik kavramı kendi yaşam tarzını etkilediği gibi başkalarının yaşam tarzını da etkiler.
Kim ne kadar inkar ederse etsin baskı kurmak insanın yapısında vardır.
Bir insan özellikle düşüncelerinde keskin hatlara ve belirgin kırmızı çizgilere sahipse bu çevresine de müdahale etmesine sebep olur. Kimilerini kendine çekmeyi başarırken kimilerini kendinden uzaklaştırır. Bu müdahaleler kişinin arkadaşlarına, eşine veya sevgilisine, ailesine, eğer kendisi bir öğretmen yada patronsa kendi çalışanlarına veya öğrencilerine karşı gerçekleşir. Kim ne kadar inkar ederse etsin baskı kurmak insanın yapısında vardır. Bu sosyolojik bir olgudur ve en azından şimdilik önüne geçilemeyecek olan bir gerçektir.
Kültürel yapının yetiştirmiş olduğu insanın düşünmesi……
Tabi sosyolojik açıdan bu baskı olarak değil daha doğduğumuz andan itibaren bizi soktukları kalıp olan kültür olarak geçer. Ailevi, dini, ırki olmak üzere kültürün de çok fazla çeşidi vardır. Kültürel yapının yetiştirmiş olduğu insanın düşünmesi, sorgulaması, aklını kullanması ve kendi yolunu çizmeye çalışması o kültüre, o aileye karşı ihanet gibi görünür. Çünkü doğumdan itibaren bir kalıba sokulmuş olmanın ve olmanızı istedikleri kişi olmaya çalışmanın mantıksız bir şey olduğunu daha sorgulamanın en başında fark edebilirsiniz. Bu mantıksızlığı ihanet ettiğinizi düşünen kişi de fark etmiş olsa dahi bir insanın kendi istemedikçe düşüncesi değişmez. Hele bir noktadan sonra o kadar kalıplaşmıştır ki hakkında soru sorulmasına bile tahammül edemez noktaya gelir. Bunlar insanın farkındalığını engelleyen duvarlardır.
Mert Tamtürk

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


NURANE TAĞİYEVA Diğer Yazıları

26 Mart 2020 - CAHİL VİRÜS ; KORONAVİRÜS
23 Ocak 2020 - BEKLETME GENÇLİĞİNİ...
    
Anasayfa | KÜNYE | GÜNLÜK GAZETELER | CANLI RADYO
CH