ÖNDER GÜZELARSLAN

OSMANLI’DA BİR ESNAF ÖRGÜTÜ LONCA

Osmanlı döneminde bazı iş kollarının yasal meslek sayılabilmesinin belli bazı şartları bulunuyordu. Devletin ortaya koyduğu bu şartlar arasında; Devletin onayını almak, kamuya ve insanlara faydalı olmak, genel ahlak kurallarına ve toplum düzenine aykırı olmamak bulunurdu. Bu çerçeve de devlet iş yapmak isteyenlere “berat” adı verilen bugünkü patent ve ruhsatın bir arada olduğu bir belge verirdi. Beratsız herhangi bir mesleği icra etmek mümkün değildi. Toplum içinde yaygınlaşmış bazı iş kolları bulunurdu, terzilik, dişçilik, bakırcılık, dokumacılık, kuyumculuk, ayakkabıcılık, saraçlık vb. gibi. Her iş koluna mensup esnaf ve sanatkârlar “lonca” adı verilen mesleki bir örgüte üye olması gerekiyordu.

ÖNDER GÜZELARSLAN

Lonca kelimesinin kökeni İtalya'da kullanılan “loggiya” kelimesine dayanır. Bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları iş koluna alarak yetişmelerinden, verdikleri hizmetin kalitesinden sorumlu olan lonca teşkilatları esnafları korumak ve aynı zamanda denetlemek görevini üstleniyordu.

Osmanlı Devlet’inde temelini ahilikten alan loncalar, esnafın ve küçük çaplı üretim yapan zanaatkârların örgütlenme şekliydi. 15. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış ve 20. yüzyılın başlarına kadar varlığını sürdürmüştür. Loncalar manevi kurucuları olarak kabul ettikleri Ahi Evran'a ve Ahi teşkilatına bağlılıklarını sürdürürken, bir yandan da gayrimüslimleri de içlerine almışlardı. Loncalar yöneticilerini kendileri seçmekte ve iç işleyiş kurallarını da kendileri belirlemekteydi ancak bununla birlikte devletin koyduğu kalite standartlarına ve fiyatlara da uymak zorundaydılar. Loncalar genellikle aynı tür işi yapan esnaf ve zanaatkârların toplu olarak bir arada bulundukları, arasta, çarşı ve han gibi yerlerde etkinliklerini sürdürürler bir araya gelerek görüşme yaparlar bir dayanışma örneği sergilerlerdi.  

Aynı zamanda yardımlaşma ve dayanışma amacı da taşıyan loncalara her esnaf mutlaka kayıtlı olmak zorundaydı. Bu durum hem onların denetlenmesini hem de korunmasını sağlayan bir durumdu. Mesleğe sadakat ile birlikte gelenek ve göreneklere bağlılık gibi çeşitli ortak değerlerde loncalar için önemliydi. Yine çalışmalar esnasında lonca heyetlerinin aldığı kararlara uyma zorunluğu vardı uymayan kişiler için belirli cezai yaptırımlar uygulanıyordu. Aynı şekilde mesleğini kötüye kullananlar da cezalandırılırdı. Mesela; dokumacılık mesleğini icra eden bir esnafın önceden belirlenen ölçülerin dışında daha dar veya kısa bir kumaş dokuması durumunda lonca şeyhi dokumacının kumaşını kesip diğer esnaflara da ders olması için dağıtırdı. Hata yapan asla affedilmezdi kötü örnek olmaması için. Ayrıca verilen cezalar arasında hata yapan esnafın dükkânının kapatılması bile gündeme gelir öyle ki, bir daha dükkân açmamasına kadar cezanın boyutu giderdi. Yine ayakkabıcılık mesleğinde hangi tür derinin ve dikişin kullanılacağı lonca tarafından belirlenir hiçbir esnaf bu standardın dışına çıkamazdı. Eğer bir ayakkabıcı esnafı bir ayakkabı yapımında kullanması gereken malzemeleri ikinci bir ayakkabı yapımında da kullanırsa büyük suç işlemiş sayılırdı. Böyle bir suçu işleyen esnaf olursa o kişi, iş koluna mensup ustaların oluşturduğu bir meclisin huzuruna alınır ve yiğitbaşılar aracılığıyla pabuçlar çıkartılarak birbirine bağlandıktan sonra dama atılırdı. Pabucu dama atılan esnaf artık bir daha o bölge de sanatını icra edemezdi. Kişiyi dürüst olmaya sevk eden bu durum halk tarafından da benimsenmiştir. Meşhur bir sözümüz var; “Pabucu dama atıldı!” işte bu söz bu olaydan mütevellit ortaya çıkmıştır.    

Osmanlı Devleti lonca teşkilatlarının ayakta kalabilmesi için loncalara kayıtlı esnaf ve zanaatkarın ürettiği yerli ürünleri korumak ve haksız rekabete kurban gitmemeleri için de gerekli tedbirleri alır bu ürünlerin ithalatına izin vermezdi. Böylelikle de devlet aynı zamanda işsizlik sorununun önüne geçmiş olurdu. Lonca teşkilatının yönetim yapısı ve örgütlenmesinde; kethüda, lonca ustası, yiğitbaşı, işçibaşı, ihtiyar ustalar ve idare heyeti gibi unsurlar bulunurdu. Bu görevliler usta esnaflar arasından seçilirdi. Şimdi kısaca örgütlenmede yer alan teşkilat şeması içindeki kişilerin görevleri hakkında bilgi verelim. Kethüdalar hem esnaf topluluğunun başı hem de devletin temsilcisi olarak güvenilir, becerikli, işini iyi bilen, adil kişiler arasından esnaf tarafından seçilen kişilerdir. Esnaf grubunun onaylamayacağı herhangi biri kethüda olamazdı. Lonca Ustası bir yandan loncayı temsil eder diğer yandan da loncanın başkanıydı. Lonca ustaları da yine esnaf tarafından sayılan ve sevilen kişiler arasından seçilirdi. İşçilerin disiplinli olması, üretim faaliyetlerinin doğru yapılması ve esnafın eğitilmesi gibi sorumlulukları olan işçi temsilcisine yiğitbaşı denirdi. Yiğitbaşının yardımcılığını yürüten ve daha ziyade teknik konular ile ilgilenen görevli ise işçibaşılardı. İdare heyetinin de içinde yer alan ihtiyar ustalar tecrübe sahibi kişilerden oluşur, yiğitbaşı ve işçi başı ile birlikte ürünlerin kalitesinden, çırak, kalfa ve usta yetiştirilmesinden sorumluydular. İhtiyar ustaların bir diğeri görevi de zor durumda olan esnafa yapılacak yardımları organize etmekti. 

Her loncanın kendine has bir bayrağı ve sancağı olurdu. Ayrıca esnaf sandığı, esnaf vakfı, esnaf kesesi gibi isimler verilen her esnafa ait yardım sandıkları bulunurdu.  Loncada görev alanların maaşları, loncanın tamir bakım harcamaları, vergileri ve aidatları bu yardım sandıklarından karşılanırdı. Bunun dışında yardım sandıklarına bağışlanan paranın bir kısmı da işini büyütmek isteyen esnafa veya ihtiyacı olan esnafa borç olarak verilirdi. Yine maddi zorluklar çeken veya hasta olup çalışamayan esnaflara bu sandıklardan yardımlar yapılırdı.

Sosyal ve ekonomik hayatta oldukça önem arz eden loncalar, Osmanlı Devleti içinde çok önemli fonksiyon üstlenmiştir. Yüzyıllar boyunca devlet yönetimi ile esnaf ve şehir halkı arasında bir köprü vazifesi görmüş olması başlı başına büyük bir iştir. Her meslek dalında çalışanların ilgili loncaya kayıt olma zorunluluğunun bulunması şüphesiz genel anlamda bir nüfus kontrolünün de gerçekleşmesini sağlamıştır. Bütün bunlarla birlikte inanılmaz bir dayanışma ve yardımlaşma örneği sergileyen loncaların benzer mantığında bugün de kuruluşlar olsa da tam anlamında loncayı yansıtmaması üzücü. Devlete, iş dünyasına, topluma ve her bir ferde son derece kıymet veren lonca teşkilatının yeniden ihya edildiğini görmek arzuladığımız bir şey. 


ÖNDER GÜZELARSLAN