Anneler Ayakta: “Dolandıran Serbest, Kandırılan Cezaevinde”
TCK 158’de ‘iyi niyet’ krizi büyüyor

Türkiye genelinde çok sayıda ailenin hayatını altüst eden TCK 158 (nitelikli dolandırıcılık) uygulaması, kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Dolandırıcıların çeşitli vaatlerle kandırarak banka hesaplarını kullandığı gençler, yapılan işlemler nedeniyle sanık konumuna düşerken; gerçek faillerin büyük kısmı tespit edilemiyor. Cezaevine giren gençlerin anneleri ise yaşananlara tepki göstererek yetkililere seslendi.
Dolandırıcılık ağlarının hedefi haline gelen gençlerin, çoğu zaman tanıdıkları ya da güvendikleri kişiler tarafından “hesap lazım”, “para geçici olarak yatacak”, “işe alım var” gibi gerekçelerle kandırıldığı belirtiliyor. Bu hesaplar üzerinden yapılan işlemler sonrası ise hesap sahibi olan gençler dolandırıcı gibi yargılanıyor.
“Tek Suçları Güvenmek”
Mağdur aileler, çocuklarının herhangi bir dolandırıcılık organizasyonunun parçası olmadığını, yalnızca iyi niyetlerinin istismar edildiğini savunuyor. Ancak yargılama sürecinde, banka hesabı üzerinden gerçekleşen her işlem ayrı bir dosya olarak değerlendirilince, gençler uzun yıllar hapis cezası riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Cezaevinde bulunan gençlerin anneleri tarafından paylaşılan görüntülerde, yaşanan mağduriyetin boyutu dikkat çekiyor. Anneler, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a ve TBMM’deki milletvekillerine çağrıda bulunarak, TCK 158’in mevcut uygulama biçiminin gözden geçirilmesini talep ediyor.
“Oğlumun Hesabı Kullanıldı, 13 Yıl Ceza Aldı”
Oğlunun askerlik sonrası bir arkadaşı tarafından kandırıldığını anlatan bir anne, hesabına birkaç kez para girişi olduğu gerekçesiyle oğluna 13 yıl hapis cezası verildiğini belirterek, “Oğlum bir yıldır cezaevinde. Psikolojisi altüst oldu. Avukat masraflarıyla baş edemiyoruz. Oğlum suçsuz yere içeride” sözleriyle yaşadığı çaresizliği dile getirdi.
“Bir Hesap, 15 Mağdur, Tek Sanık”
Bir başka anne ise üniversite öğrencisi olan oğlunun, araç kiralama bahanesiyle kandırıldığını, hesabı üzerinden çok sayıda kişinin dolandırıldığını, ancak tüm sorumluluğun oğluna yüklendiğini ifade etti. Ailelerin ortak şikâyeti, gerçek dolandırıcıların ortadan kaybolması, hesap sahiplerinin ise ağır cezalara çarptırılması.
“İki Oğlum da Cezaevinde”
İki çocuğunun birden benzer yöntemlerle tuzağa düşürüldüğünü anlatan bir anne, hesaplar üzerinden kısa sürede çok sayıda işlem yapıldığını, bunun sonucunda birden fazla dosya açıldığını belirtti. Oğullarının yıllardır cezaevinde olduğunu söyleyen anne, “Uzlaşma bedelleri, avukat ücretleri… Hangisine yetişeceğimizi şaşırdık. Evlatlarım dört duvar arasında” diyerek yetkililerden çözüm istedi.
Ağır Hastalık, Ağır Yük
Bir başka mağdur anne ise eşinin ciddi bir hastalıkla mücadele ettiğini, oğlunun ise yaklaşık bir yıldır cezaevinde olduğunu anlattı. Üniversite yıllarında komşusu tarafından kandırılan oğlunun, hesap ve kart bilgilerinin kullanılması sonrası tutuklandığını belirten anne, “Biz de mağduruz. Hem maddi hem psikolojik olarak tükendik” dedi.
Gençler Nasıl Tuzağa Düşürülüyor?
Uzmanlara göre dolandırıcılık şebekeleri;
-
Sahte iş ilanları,
-
Kripto ve yatırım vaatleri,
-
Günlük kazanç teklifleri,
-
Kısa sürede para kazanma iddiaları
gibi yöntemlerle özellikle öğrencileri ve maddi sıkıntı yaşayan kişileri hedef alıyor. Ele geçirilen banka hesapları üzerinden para transferleri yapılıyor, ardından paralar başka hesaplara aktarılıyor. Suçun yükü ise hesabını kullandıran kişilerin üzerinde kalıyor.
TCK 158 Neyi Düzenliyor?
Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi, bilişim sistemleri, banka veya kredi kartları kullanılarak yapılan dolandırıcılık suçlarını kapsıyor. Mevcut düzenlemeye göre bu suçtan 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve yüksek miktarda adli para cezası öngörülüyor. Ancak mağdur aileler, kasten ve bilerek suç işlemeyen kişilerin de aynı kapsamda cezalandırılmasının adalet duygusunu zedelediğini savunuyor.
Yetkililere Çağrı
Anneler, seslerinin duyulmasını istiyor. Talepleri net:
-
Gerçek faillerin tespit edilmesi,.
-
İyi niyetle hesabını kullandıranların ayrı değerlendirilmesi,
-
TCK 158 uygulamasının yeniden ele alınması.
Aileler, “Dolandıran dışarıda, kandırılan içeride” diyerek adalet çağrısını sürdürüyor.









