Beslemeyelim, Asalım!
Her hafta telefon ekranlarımıza düşen o simli çiçekler, yaldızlı hat yazıları, "Müslüman Müslümanın kardeşidir" hadisleriyle süslü "Hayırlı Cumalar" mesajları… Ne kadar da kolay değil mi? Bir parmak hareketiyle "kardeş" olduğumuzu hatırlayıp, hemen ardınd

M. REMZİ TANIŞ
info@aktuelgazete.com - 02126647132Gazze’de bebekler fosfor bombalarıyla kavrulurken, Lübnan’da evler başa yıkılırken, Yemenli bir annenin göğe yükselen ahı arşı titretirken; sadece parmak ucuyla "gönder" tuşuna basıp sorumluluktan kurtulduğunu sanan o kitleye ne demeli?
Peygamber Efendimizin o büyük "kardeşlik" mirasını bir WhatsApp durumuna hapsedenler, asıl sınavın o mesajı atmak değil, o zulme karşı kılını kıpırdatmak olduğunu ne zaman anlayacak?
Müslümanlık, sadece kutsal günlerde hatırlanan bir ritüel değil, mazlumun yanında durma iradesidir. Oysa bugün karşımızda, kardeşinin katline sessiz kalıp, seccadesini sadece kendi huzuru için seren bir "konfor Müslümanlığı" var.
İçimizdeki "Vatandaş" Maskeli Katiller
Meselenin daha can yakıcı ve hukuki bir boyutu var ki, görmezden gelmek ihanetle eşdeğerdir. Bugün yaklaşık 250 bin İsrail vatandaşının aynı zamanda Türk pasaportu taşıdığı gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Daha da vahimi; bu sözde "vatandaşların" en az 50 bini şu an Gazze’de, Lübnan’da, İran’da; kadın, çocuk, yaşlı demeden insanlık suçu işleyen o ordunun içinde saf tutuyor.
Bizim ekmeğimizi yiyen, bizim hukukumuzun koruması altında zenginleşen, demokrasi ve insan hakları gibi kavramların arkasına sığınan bu güruh, öte yanda kardeşlerimize kurşun sıkıyor.
Bu nasıl bir tezat?
Kendi vatandaşımız dediğimiz kişilerin, bir başka coğrafyada soykırımın faili olmasını "demokrasi" kılıfıyla daha ne kadar izleyeceğiz?
İsrail Asarken Biz Seyredecek miyiz?
Bakın, İsrail meclisi Knesset ne yapıyor?
2026’nın ilk yarısında, uluslararası hukuku hiçe sayarak ardı ardına idam yasaları çıkardılar. 30 Mart 2026’da kabul edilen yasa ile sadece Filistinlileri hedef alan, Yahudileri muaf tutan o "apartheid" düzenlemesini hayata geçirdiler. 11 Mayıs 2026’da ise yasaları geriye dönük işleterek yüzlerce Filistinliyi asmaya hazırlanıyorlar. Hem de bu yargılamaları bir şov gibi internetten yayımlama küstahlığıyla…
Onlar, kendi batıl davaları için hukuku bir silah gibi kullanırken; biz içimizdeki o şeref yoksunu katillere, soykırıma iştirak eden o ajanlara karşı neden bu kadar müsamahakarız?
Kardeşlerimizi katleden, vatanına ihanet eden, Siyonizm’in gönüllü tetikçiliğini yapan bu "soysuzlar" için adaleti neden ayağa kaldırmıyoruz?
Soru net: İsrail kendi katliamlarını meşrulaştırmak için hukuk icat ederken, biz kendi içimizdeki soykırım ortaklarını tasfiye edecek, onları hak ettikleri ölüm cezalarına çarptıracak yasaları çıkaracak yüreğe sahip miyiz? Yoksa her zaman yaptığımız gibi asmayıp besleyecek miyiz?
İnsanlık Maskesi Takmış İblislere Müsamaha Yok!
Şimdi birileri çıkıp bana "insan hakları", "hukuk evrenselliği", "demokrasi" cart curt diye ders vermeye kalkmasın. Sakın! O süslü kelimeler, masumların kanıyla sulanmış topraklarda çoktan anlamını yitirdi. Karşımızdakiler yargılanacak birer "insan" değil; onlar iblisin çocukları, insanlığın baş düşmanı ve kana susamış bir katiller sürüsüdür.
Bebekleri uykusunda bombalayanların, anneleri evlat sızısıyla yakanların hangi "insan hakkından" bahsedebilirsiniz?
Kendi coğrafyamızda beslenip, başka coğrafyalarda vampir gibi kan emen bu mahluklara gösterilecek her türlü merhamet, mazluma ihanettir.
Beslemeyelim, asalım!
Bu insan görünümlü katil vampirleri aramızda barındırmak, onların suçuna ortak olmaktır.
Ya dik durup bu şerefsizliğe son verecek o yasayı çıkaracağız ya da her hafta o "Hayırlı Cumalar" mesajlarını paylaşmaya devam edip, zulmü sadece seyretmekle yetineceğiz.
Unutmayın; zulme rıza göstermek, zulmetmekle birdir.
Vesselam


