ORMAN, YÜRÜYÜŞ, KÖY VE DERELER
ORMAN, YÜRÜYÜŞ, KÖY VE DERELER

ÖNDER GÜZELARSLAN
info@aktuelgazete.com - 02126647132Fırsat buldukça Başakşehir’de şehre değer katan, şehrin havasını diri tutan Şamlar Ormanında dostlarımızlayürüyüşler yaparız. Bazen Başakşehir’in kadim insanlarının bir araya gelerek kurdukları Binder isimli derneğin her cumartesi organize ettikleri yürüyüşlere katılırız. Bazen de Mustafa Uslu hocamızın rehberliği eşliğinde yaparız yürüyüşlerimizi. Otlar hakkında geniş bilgisi olan Egeli hemşerimiz Mustafa Uslu hocamızla yapılan orman yürüyüşünün tadına doyum olmaz.
Bu haftaki cumartesi yürüyüşümüzü Binderli kardeşlerimizle yaptık. Sabah erken saatlerde henüz gün yeni yeni ışımaya başladığı dakikalarda kendimiziŞamlar ormanında bulduk. Yürüyüş öncesi gerçekleşenısınma hareketleriyle kendimizi yürüyüşe hazırladık. Yaklaşık bir saat süren bir yürüyüş yapılıyor orman içinde. Bugün hava ılık hafiften çise şeklinde ara ara yağmur atıyordu. Yürüyüş güzergahında toprak mis gibi kokuyordu. Çukurlarda su birikintilerine şahit olmanın yanı sıra, orman içindeki ağaçların yağmur bereketiyle yüzlerinin güldüğüne şahit oluyoruz. Kuzu kulaklar olmaya başlamış, mis gibi bir koku var ormanın içinde. Ruhumuzu ormanın engin dünyasına bırakarak yavaş adımlarla çevreyi de gözlemleye gözlemleye yürüyoruz.Havanın güzel olduğu anlarda epeyce kalabalık oluyor Binder’in yürüyüş organizasyonu, bugün ise çok kalabalık değildi. Ancak bir düzine kadardık.
Yürüyüşün bitiminde çay, simit eşliğinde mini bir sohbet oluşuyor. Binder cumartesi yürüyüşleri bir gelenek haline getirdi. Başakşehir’de yaşayanlar için güzel bir aktivite aslında. Yürüyüş sonrası çay simit ikramı işin sohbet kısmına renk katan tarafı. Bu hafta yürüyüş aktivitesine Sercan Bayram kardeşimle katıldım. Uzun zamandır akşamları yaptığım yürüyüşe ara ara sabah yürüyüşlerini de ekliyordum. Bu hafta orman yürüyüşü ile temiz hava da ruhumuzu ve vücudumuzu da dinlendirmiş olduk.
Yürüyüş sonrası Sercan kardeşimle Eyüp Sultan ilçesine bağlı Pirinççi Köyü’ne gittik. Çok eski bir tarihe sahip Pirinççi Köyü İstanbul’da kalan son organik köylerden biri. Kentleşeceğiz diye her yeri betona teslim ettik. Beton binalar arasında köy kalmadı neredeyse. Betonlaşmadan uzak, ormanın içinde yaşanılası bir yeryer pirinççi Köyü. Organik tabii yapısı burayı cezbediyor kendisine. Köyün içinden bir dere akıyor. Yaz aylarında bu köye geldiğimizde dere de su bulmak bile çok güçtü. Az az akan bir su bulunurdu. Bırakın yaz mevsimini neredeyse kışın bile zar zor akardı dere içinde su. Son günlerdeki yağışlar dereyi coşturmuş.
Dereler genelde yazın kuruyan, kışın akan küçük bir akarsu olarak bilinir. Bazen de iki dağın arasında bulunan uzun çukur ya da yağmur sularının biriktiği kiremit yol olarak tanımlanır.
Genelde vadilerin içinde bulunan dereler, vadilerin birleşmesi sonucu oluşur ve düzensiz akarlar.Yokuşlardan ya da bayırlardan akar gelir dereler. Kimi zaman su bulunmayan derelerde kimi zaman da su taşkınlarına sebep olacak düzeyde su akar içinden. Dere kenarlarında bitki örtüsüne göre çeşitli bitkiler bulunur.
Pirinççi Köyü deresinin de debisi artmış coşkuyla ve sevinçle akıyordu. Su bildiğimiz gibi hayat kaynağı. Susuz bir dünya ve susuz bir insan düşünülemez. Denizler, göller, nehirler ve akarsular suyun azgın ve bol olduğu yerler. Dereler ise şirin ve hoş yerlerdir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik hayatı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutanşüphesiz sudur. Suyun olduğu bölgelerde hayat bir başkadır. Su canlılık katar olduğu yerlere. Şırıl şırıl akışını izlemek ferahlatır insanı. Ruhunu dinlendirir, gözlere fer gelir suyun akışını izlerken.
Pirinççi Köyü sade yapılı bir köy. Köyün deresi köye ayrı bir değer katıyor. Köyde büyükbaş hayvancılıkla uğraşan insanlar var. Çoğunlukla da manda yetiştiriyor köysakinleri. Mandaları bazen derenin içinde bazen de bir su birikintisinin içinde yıkanırken izlemek çok hoşnutlukveriyor insana. Manda sütü ve manda yoğurdu bulabilirsiniz bu köyde. Köyde sadece büyükbaş hayvan yok, arıcılık yapanlar da var. Kümes hayvanı tavukların yanı sıra kazlar da bulunuyor. Kazların ötüşü ve toplu halde yürüyüşü ayrı bir güzellik ve ferahlık veriyor insanın ruhuna.
Pirinççi Köyü ve deresi huzurun adresi adeta. Ancak köyün içi, çevresi ve dere boyu insanların kirletmesisonucu çok kötü bir görüntüye sahipti. Çevremizi temiz tutmayı bir türlü öğrenemedik. Galiba bu gidişle de zor öğreneceğiz. Bu durum üzüyor insanı.
Köyün ormana doğru, dere boyunun üst kısmındaki genişçe arazide seralara rastladık. Burada seralarda marul vb. yeşillikler üretiyor sera sahibi. İstanbul’da böyle bir yerin üretim alanı olarak değerlendirildiğini görmek beni son derece mutlu etti. Köyü, Kemerburgaz yoluna bağlayan dere üzerinde bir köprü var. Köprünün hemen yanı başında da köy ürünlerini satan mini bir esnaf yer alıyor. Taze süt, yumurta, manda sütü ve yoğurdu arayanlar buranın müdavimi.
Kışın sessiz olan köyün yazın ziyaretçisi oldukça fazla oluyor. Piknikçilerin uğrak yeri burası. Dere kenarında derenin şırıltıları arasında piknik yapmak ve eğlenmek insan hayatına pozitif yönde katkı sunuyor.
Ormanı, yürüyüşleri, Pirinççi Köyü ve deresini ne kadar anlatsak bir yanı eksik kalır. Siz en iyisi henüz keşfetmediyseniz Şamlar ormanına mutlaka gelmelisiniz. İstanbul içinde beton binaların ve çok katlı apartmanların arasında bir nefes almak istiyorsanız orman köyü Pirinççi de soluğu almalısınız. Buralar anlatılmakla çok anlaşılmaz yaşamak lazım. Yazımı Serdar Kemal’in dere şarkısından bir bölümle noktalıyorum.
Dereler akar gider
Taşları yalar gider
Dereler akar gider
Taşları yalar gider
Bu dünya bir pencere
Her gelen bakar gider
Bu dünya bir pencere
Her gelen bakar gider…


