DİJİTAL DEREBEYLİK
DİJİTAL DEREBEYLİK

MEHMET SEBAH YİĞİT
info@aktuelgazete.comm - 02126647132Dünya artık ne Kissinger’ın çizdiği o zarif güç dengesiyle ne de Huntington’ın ilan ettiği mutlak medeniyet saflarıyla açıklanabiliyor. Son birkaç gündür bölgeden gelen haberler NATO’ya yazılım ihraç eden bir Türkiye, yaptırımlarla kuşatılmış ama enerjisiyle direnen bir İran, siber kalkanını her geçen gün kalınlaştıran bir İsrail bize tek bir gerçeği haykırıyor: Yeni Dünya Düzeni, bir veri ve algoritma savaşıdır.
COĞRAFYA KADERDİ, ŞİMDİ YAZILIM KADER
Eskiden "Vana kimdeyse egemen odur" derdik. Doğru, enerji hala bir silah. Ancak 2026 dünyasında o vanayı açıp kapatan el, artık mekanik bir el değil; bir kod satırı. Türkiye’nin NATO’ya veri yönetim yazılımı ihraç etmesi veya siber vatanı bir savunma doktrini olarak belirlemesi, "bağımlı müttefik" prangalarını parçalama girişimidir. Kodunu yazamadığınız sistemin sadece kullanıcısı değil, kölesi olursunuz. Bugün Ankara, bu dijital köleliğe başkaldıran nadir başkentlerden biri olarak öne çıkıyor.
GRİ ALANIN EFENDİLERİ VE HAYALET SAVAŞLAR
Yeni düzende "barış" bir illüzyon, "savaş" ise ilan edilmeyen bir durum. Rusya’nın enerji kartını bir şantaj değil bir "ekosistem" olarak kullanması, İran’ın vekalet ordularını dijital ağlarla yönetmesi bu "Gri Alan" siyasetinin birer parçası. ABD ve İsrail aksı, algoritmik bir üstünlükle zihinleri yönetmeye çalışırken; Türkiye bu iki blok arasında "hibrit bir direnç" inşa ediyor. Ne tam bir Batılı gibi algoritmalara teslim, ne de bir Doğulu gibi sistemin dışında. Türkiye, sistemin açıklarını bulan bir "etik hacker" gibi dengeyi yeniden tanımlıyor.
ZİHİN DEĞİRMENİNDE KİM ÖĞÜTÜLECEK?
Bu yeni düzen, dev bir değirmen gibi zayıf halkları ve hazırlıksız toplumları öğütüyor. Eğer toplumunuz dijital bir saldırıda pes edecek kadar konforuna bağımlıysa (Batı gibi) veya teknolojik gelişimden kopacak kadar içe kapalıysa (İran gibi), bu değirmende un olmanız kaçınılmazdır.
Türkiye’nin şansı, son yıllarda bizzat sahada, ateş hattında edindiği "psikolojik dayanıklılık" ve "teknolojik adaptasyon" hızıdır. Savunma sanayiindeki o meşhur yükseliş, aslında sadece uçak ve tank üretimi değildir; o, Türkiye’nin bu küresel değirmene karşı kendi dişlisini takma çabasıdır.
YA ALGORİTMA OLURSUN YA ARGÜMAN
Gelecek, "insan hakları" veya "uluslararası hukuk" gibi romantik normlarla değil, "teknolojik egemenlik" ve "veriselotonomi" ile şekilleniyor. İsrail, ABD, Rusya ve İran arasındaki bu amansız yarışta Türkiye için seçenekler netleşiyor: Ya başkasının yazdığı algoritmanın bir argümanı (nesnesi) olacaksınız ya da kendi algoritmanızı dünyaya kabul ettireceksiniz.
Görünen o ki, Türkiye artık sadece masada değil, o masayı yöneten yazılımın başında olmak istiyor. Yeni Dünya Düzeni'nde tek gerçek var: Dijital egemenliğini kuramayan devlet, haritada sadece bir piksel olarak kalacaktır.


