*SİYASİ GEÇİŞLER ,MEDYA VE AHLAKİ EROZYON*
*SİYASİ GEÇİŞLER ,MEDYA VE AHLAKİ EROZYON*

MEHMET SEBAH YİĞİT
info@aktuelgazete.comm - 02126647132
Türkiye’de siyaset, çoğu zaman fikir ve ideallerden ziyade, kimlikler ve kamplar üzerinden yürütülüyor. Bir kişinin ya da kurumun siyasi tercihlerindeki değişim, çoğu kez ilkesel bir tartışma olarak değil, tarafların öfke ve zafer çığlıkları arasında ele alınıyor.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir siyasi geçiş ki burada isimlerin önemi yok bu durumu yeniden gözler önüne serdi. Kimi medya organları, bir siyasetçinin geçmişini didik didik ederek onu itibarsızlaştırma yarışına girdi. Oysa aynı isim ters yönde bir geçiş yapsaydı, belki de aynı kalemler bu defa methiyeler düzecekti.
İşte tam da bu, ahlaki erozyonun en belirgin örneğidir. Eleştirinin ve takdirin ölçüsü, kişinin siyasi yönelimine göre değişmemelidir. Gazetecinin, yazarın, kanaat önderinin görevi, tarafını değil; hakikati savunmaktır. Hakikat, kişiye veya partiye göre değişmez.
Şahsen, seçildiği partiden başka bir partiye geçen hiçbir siyasetçinin tutumunu doğru bulmam. Halkın verdiği yetkinin, o partinin ilkeleri çerçevesinde kullanılmasını savunurum. Ancak bir siyasetçinin yanlışını eleştirirken, eleştirinin ahlak zemininde kalması şarttır.
Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri, fanatizm şeklinde tezahür eden tarafgirliktir. İktidara yakın olan da muhalefete yakın olan da, kendi mahallesinden olanı koruyup diğerini hedef haline getirmekte sakınca görmüyor. Bu durum, halkın güvenini ve demokrasinin kalitesini zedeliyor.
Bir ülkenin gerçek anlamda gelişmesi, yalnızca ekonomik büyüme ile değil, ahlaki tutarlılık ile mümkündür. Siyasi düşünceler değişebilir, partiler değişebilir, ama hakikatin değeri değişmez.
Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesine ulaşması, yalnızca teknolojide, sanayide, ekonomide değil; erdem ve objektiflikte de ilerlemesiyle mümkündür. Ve bunun yolu, iktidar ya da muhalefet fark etmeksizin, adil olmaktan geçer.