MAĞARA ALEGORİSİ VE BUGÜNE YANSIMASI
MAĞARA ALEGORİSİ VE BUGÜNE YANSIMASI

ÖNDER GÜZELARSLAN
info@aktuelgazete.com - 02126647132Bir çoğumuzun bildiği bir mevzudur Mağara Alegorisi. Antik Yunan’da yaşamış Devlet kitabının yazarı ünlü filozof Platon’a ait Mağara Alegorisi aradan yüzyıllar geçse de felsefesi açısından hala güncelliğini koruyan bir yaklaşım.
Yunan filozof Platon tarafından yazılmış Sokratik bir diyalog olan Mağara Alegorisi ünlü kitabı “Devlet” te ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Buna göre, hakikatin felsefi açıdan ne anlama geldiği ve farklı deneyimlere ya da geçmişlere sahip kişilerin hakikati nasıl algılayabileceği izah ediliyor.
Alegoride Platon, bütün hayatlarını bir mağaranın iç duvarının önünde, boyunlarından ve ayak bileklerinden zincirlenmiş, mağaranın boş dış duvarını görecek şekilde geçiren insanları tasvir eder. Bu insanlar, zincirlenmiş "mahkûmlar" tarafından görülemeyen, iç duvar boyunca yürüyen ve arkalarında bir ateş bulunan kişilerin taşıdığı nesnelerin dış duvara yansıyan gölgelerini gözlemlerler; bu ateş, mahkûmların önündeki duvarda gölgeler oluşturur. "İşaret taşıyıcılar" nesnelerin adlarını telaffuz ederler; bu sesler gölgelerin yakınında yankılanır ve mahkûmlar tarafından sanki gölgelerin kendisinden geliyormuş gibi algılanır. Mağaranın içinde her zaman yalnızca gölgeleri gören mahkûmlar daha iyisini bilmedikleri için, gölgelerin gerçek şeyler olduklarına inanırlar, ama aslında gerçek insanları hiç görmezler.
Burada Platon mağarayı insanların dünyada nasıl yaşadıklarını göstermek için sembolleştirir bir örnek olarak kullanır. Asıl anlatmak istediği şey gerçeklik ile bizim onu yorumlamamız arasındaki karşıtlık. Bu olayla iki farklı dünyayı yansıtır. Biri mağaranın içindeki dünya yani görüntüler, diğeri ise dışarıdaki dünya yani idealar dünyası, gerçeklik. Mağaradaki mahkûmlar için, ışığın duvarda oluşturduğu gölgeler gerçek olan yegâne şeyler. Mahkûmlardan biri özgürlüğüne kavuşur ve dış dünyayı tanıma imkânı elde eder. Böylece asıl gerçekliği görür ve tanır. Dış dünyayı yani idealar dünyasını anlamaya çalışır. Zamanla şimdiye kadar gerçek sandığı gölgelerin aslında gerçek olmadığını ve gerçeklerin birer karanlık yansıması olduğunu anlamaya başlar. Serbest kalan mahkûm bir süre sonra yeniden mağaranın karanlığına geri döndüğünde, gözleri artık güneşin ışığına alıştığı için kör gibi olacak ve hayatın gerçeğini anladığı içinde mağaradaki diğer mahkûmlara gölgelerin sahte olduğunu ve asıl gerçeğin dışarı da olduğunu anlatmaya çalışır. Ancak hâlâ mağarada olan ve dışarıyı hiç görmeyen anlatılanları idrak edemezler. Kızgınlıkla karşı çıkararak zararlı olanın dış dünya olduğunu savunurlar. Kısaca mağaradaki mahkûmlara göre kişiyi kör eden gerçeklik, görülmeye değer değildir.
Platon, mağara alegorisi ile bir şeyleri anlamaya başlamış olan filozofların bunu halka anlatamayışını örneklemek istemiştir. Bugüne geldiğimizde bu metaforun günümüz dünyası ve düzeni içinde hala geçerli olduğunu söyleyebiliriz. İnsanlar maalesef birçok şey için anlayabildikleri kadarını kabul edip kendi anlayışlarının ötesinde anlatılanları kabul etmeme eğilimindedirler. Bu sebeple de gerçekleri anlatanları dinlemek istemezler. Gerçekleri duymak işlerine gelmez. Gerçekleri anlatan kişilerden de yüz çevirirler. Yüz çevirmekle kalmazlar gerçekleri anlatanları bir şekilde toplumdan tecrit etmeye çalışırlar. Baskı altında tutarak gerçekleri dile getirmelerine engel olurlar.
Şüphesiz belirli bir kalıbın içine sokulmuş insanlar için ışığı, gerçeği görmek doğruyu duymak rahatsız edicidir. Bu yüzden zihin karanlığı ve esareti seçerler. Zihin karanlığı, cahillik ve cehalet onlar için mutluluktur. Gerçek ile yüzleşmek ve özgür olmak cesaret ister. Herkes mağaradan çıkan ve özgürlüğü seçen kişi kadar cesur değil açıkçası.
Unutulmaması gereken bir durumda şu ki, gerçeklerle yüzleşmek yalanlar ile yaşamaktan iyidir. İnsanlar ne yazık ki yalanlar ile uyutulmaya başladığında ve bu yalanları da gerçek kabul etmeye başladığında kaybetmeye başlamıştır. Friedrich Nietzsche “Bazen insanlar gerçeği duymak istemezler çünkü sanrıları yıkılsın istemezler” sözüyle buna vurgu yapar.
Herkesin bir gün mağaradan çıkabilecek kadar cesur olması dileğiyle…


