DEMOKRASİNİN TEMEL TAŞI MUHTARLAR
DEMOKRASİNİN TEMEL TAŞI MUHTARLAR

ÖNDER GÜZELARSLAN
info@aktuelgazete.com - 02126647132Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Muhtar demokrasinin temel taşıdır” sözüyle halk tarafından doğrudan seçilen muhtarların demokrasinin ve yerel yönetimlerin halkla hizmetteki ilk yüzü olduğunu ifade ediyor. Günümüzde dijital dönüşümle muhtarlık müessesi devam etsin mi? kaldırılsın mı? tartışmaları çokça yapılır oldu. Belki birçoğumuza göre gereksiz bir yapı. Kimimiz şehirlerde kalksın ama köylerde devam etsin düşüncesinde. Kimimiz ise kökten kaldırılsındüşüncesinde. Ancak toplumun çoğunluğunu muhtarın nasıl bir fonksiyon üstlendiğinin farkında değil. Gelin hep birlikte muhtarın mahallesinde ve köyündeki fonksiyonu ve işlevini anlamaya çalışalım. Ondan sonra da muhtarlık müessesi gerekli mi değil mi siz karar verin.
Köy veya mahalle halkı tarafından doğrudan seçilen muhtar, herhangi bir siyasi parti tarafından aday gösterilmiş kişi değil, bilakis partilerden bağımsız gerçekbir kişidir. Bu yönüyle halkla doğrudan bağlantı kurabilen kişidir muhtar. Şüphesiz yerel yönetimlerin güçlü olması için, muhtarlık sistemi yok sayılmamalı ve dışlanmamalıdır. Peki neden muhtarlık yok sayılmamalı. Bu satırları okurken belki çoğunuz şunu diyecek. Eskiden bize ikametgâh, nüfus kayıt örneği gibi temel önemli belgeler veren muhtarın bu görevi nüfus müdürlüklülerine tevdi edildi. Herkes e-devlet üzerinden istediği belgeye ulaşabiliyor. Dolayısıyla üstelik devletin bugün asgari ücret miktarınca maaş ödediği muhtara ne gerek var artık dediğini duyar gibiyim. Ancak muhtarlığın kaldırılması ya da bugün işlevsizleştirilmesi ne gibi tehlikeleri ve sıkıntıları ortaya çıkardı ona bir bakalım önce.
Hepinizin de bildiği gibi 5490 sayılı Adrese Dayalı Kayıt Sistemi’nde yapılan değişikliklerle birlikte muhtarlar, yıllardır yürüttükleri temel bir kamu görevi olan adres bildirim sürecinin dışına itildiler. Peki bu ne demek. Eskiden bir şahıs ikamet değişikliğini muhtar aracılığıyla yapardı. Yani kişinin adres değişikliğinden muhtarın haberi olurdu. Sorumlu olduğu mahalle ya da köyden giden veya gelen her kimse bunu muhtar bilirdi. Şimdi 5490 sayılı kanunla şahıs bizzat kendisi e-devlet üzerinden bu işlemi yapıyor. Dolayısıyla muhtar mahallesine ya da köyüne gelen gidenden haberdar olamıyor. Bunun ne gibi bir sakıncası var ona bakalım.
Mahalleye ya da köye kimin geldiğini, kimin ayrıldığını en iyi bilen kişi muhtarlardır. Neden muhtarlar peki? Çünkü muhtarlar, vatandaşların aile, sosyal ve ekonomik durumunu yakından gözlemleyebilen, mahalle düzeninin korunmasında aktif rol üstlenen, devlet ile vatandaş arasındaki ilk temas noktası olan kişidir. Eskiden taşınan her vatandaş için nakil belgesi muhtar tarafından düzenlenirdi. Böylelikle bilgiler ilgili kurumlara muhtar aracılığıyla bildirilirdi. Vatandaş taşındığı yeni yerinde hem nüfus müdürlüğüne hem muhtara kayıt yaptırırdı. Böylece muhtar–nüfus müdürlüğü arasında tam ve anlamlı bir koordinasyon sağlanırdı. Bugünkü 5490 sayılı yasayla getirilen yeni uygulama da vatandaş muhtarla hiçbir temas kurmadan direkt sadece nüfus müdürlüğüne gidiyor ve orada taşındığı yerle ilgili bilgileri işletiyor. Vatandaşın muhtarla teması olmayınca muhtarlar mahalleye ya da köye gelen-giden kim onu takip edemiyor ve bilmiyor. Bazılarınız muhtar bilse ne olur bilmese ne olur diyebilirsiniz. Ancak daha önce de ifade ettiğim gibi demokrasinin temel taşı olan muhtar aynızaman da mahallenin bekçisi, hamisi ve babası gibidir. Muhtarlar bulundukları yerde huzurun sağlanması ve güvenliğin sağlanmasında da rol üstlenirler. Şimdi görev yaptığı muhtarlık sınırları içinde gelen gideni bilmedikleri için bu görevleri inkıtaa uğramakla kalmayıp çok büyük bir boşluk oluşturdu.
Muhtar üzerinden yürümeyen kayıt sistemi sonucunda oluşan en büyük sıkıntıların başında vatandaşlara kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan tebligatların ulaşımında ciddi sıkıntılar ve aksamalar yaşanıyor. Bu durum vatandaşın mağduriyetine sebebiyet veriyor. Postacılar tarafından yapılan tebligatlar, çoğu zaman postacı üşendiğinden adrese gitmeyip muhtarlığa bırakılıyor. Ya da şahıs evinde olmadığında,ulaşılamadığında da yine postacılar tebligatları muhtarlığa bırakıyor. Eğer muhtar birebir mahallesindeki kişileri tanıyorsa tebligat sahibi kişiye ulaşıyor. Ya da kişi kendisi bizzat muhtara uğrarsa tebligatını alabiliyor. Ancak kendisine herhangi bir tebligat geldiğini bilmeyen vatandaş tebligata ulaşamıyor. Bu durumda eğer tebligat konusu ile ilgili herhangi bir itiraz varsa bu itiraz sürecini kaçırdığı için o hakkını kullanamıyor. Çünkü yeni kanuntebligat muhtara bırakıldığı gün itibariyle tebliğ edilmiş sayıyor. Ve tebliğ süresi başlamış oluyor. Bu durum vatandaşın aleyhine bir durum.
Muhtarın sorumlu olduğu mahalle ya da köyde herhangi bir acil durumla karşılaşıldığında bina içinde ya da ikamet bölgesinde kim var bilinemiyor. Bir başka sıkıntılı durum ise, sosyal yardıma ihtiyaç duyan vatandaşlar açısından. Böyle vatandaşların durumunun tespit edilmesi zorlaşıyor ve bununla birlikte soysal destek doğru şekilde yerine ulaşmıyor. Adres beyanının kötüye kullanılması nedeniylede seçmen kütükleri sağlıklı oluşmuyor. Bu durum dayerel yönetimlerin meşruiyetini tartışmaya açıyor. Aynızamanda bu durum toplumsal huzuru da tehdit ediyor. Bu olumsuzlukların yaşanmaması için, mahalle düzeninin, vatandaş güvenliğinin ve yerel demokrasinin korunması için: Adres değişikliği sonrası muhtara bildirim zorunluluğu yeniden getirilmeli, muhtar–nüfus müdürlüğü iş birliği eski etkin düzeye çıkartılmalı, tebligat yetkisi muhtarlarla birlikte yürütülecek biçimde yeniden düzenlenmelidir.
Türkiye'de yaklaşık olarak elli bin üç yüz yetmiş civarındamuhtar var. Muhtarlık kurumu, Türkiye’nin her noktasında devletin vatandaşa uzanan ilk eli olduğu unutulmamalı. Eğer bu el sistem dışına itilir ya da hepten kaldırılırsa yukarıda değindiğimiz sıkıntıların çok daha fazlası zuhur eder ki, işte o zaman işin içinden çıkılamaz bir boyut alır durum. Büyükşehir yasasıyla da köylerin kırsal mahalle haline getirilmesi gibi bir ucube var ki orada da çok ciddi sıkıntılar baş göstermeye başladığına şahit oluyoruz. Kırsal mahalle diye tanımlanan köylerdeki sıkıntıların en başında şu geliyor ki, bizzat kendimde şahit olduğum bir olay ile bunu anlatmaya çalışacağım.
Geçenlerde deprem nedeniyle geçmiş olsun ziyareti için Sındırgı’ya gitmiştim. Sındırgı Osmanlar mahallesinde (köyünde) kahvede oturan köylülerle yaptığımız sohbette bir sıkıntılarını dile getirdiler ve bu sıkıntılarını Ankara’daki yöneticilere iletmemi istediler. Şimdi sıkı durun ilginç bir şey aktaracağım. Nasıl büyükşehirlerin kapsamı alanındaki ilçelerin meydanları büyükşehirbelediyesinin sorumluluğunda ise ve oranın bakımınıdiğer hizmetlerini büyükşehir belediyesi yapıyorsa, kırsal mahalle olarak tanımlanan köylerin meydanları da büyükşehir belediyesinin uhdesinde. Yani büyükşehirbelediyesinin malı.
Şimdiler de birçok yerde duyduğum şeyi Osmanlarda da köylülerden işittim. Büyükşehir belediyesi borçları nedeniyle bu meydanları satışa çıkartmış. Köylü itiraz ediyor ve diyor ki; bu yerler bizim harman kaldırdığımız yerler. Köylüler olarak ortak kullandığımız yerler. Ancak büyükşehir belediyesi buraları satarsa biz işimizi nerede ve nasıl göreceğiz sorusunu soruyorlar. Osmanlar da kahve de benden bu konuyu yetkililere duyurmam ve satışını durdurmam için yardım isteyen köylülere “sizin seçtiğiniz milletvekilleri var, onlara neden bu durumu söylemiyorsunuz” dediğimde. Cevap çok acı ve üzücü idi. “Seçimler dışında milletvekillerini gören kim. Hiçbirisi köye ne gelir ne uğrar ne de selam verir.” İşte bu durum da ayrı bir sıkıntı.
Bu sözlerden sonra varın şimdi siz düşünün muhtar gerekli mi? değil mi? diye. Bana göre gerekli ancak işlevsel hale getirilerek gerekli. Uzattığımın farkındayım ancak muhtarların bir başka sıkıntısına değinerek yazımı noktalıyorum. Belediyelere gelen ödenekler içinde mahalle muhtarlarına nüfusuna göre eşit dağıtılması gereken pay var. Bu payı seçilen belediye başkanı kendipartisinden olmayan partisine yakın durmayan muhtarlığaödenek vermemek suretiyle muhtarı değil o mahalle ya da köyde yaşayanları cezalandırmış oluyor.
Muhtarların bu sıkıntılarını ortaya koyan ve muhtarlık müessesinin yeniden eski işlevsel haline gelmesi için canla başla mücadele eden çalışkan, vizyoner Tüm Muhtar Sendikaları Genel Başkanı ve aynı zamandaİstanbul, Bahçelievler Siyavuşpaşa Mahalle Muhtarı Selami Aykut’u da canı gönülden kutluyorum.


